CHUCK SCHULDINER
Heavy Metal tarihinde önemli izler bırakan, ölümlerinden sonra halen daha müzisyenlere ilham vermeyi sürdüren ölümsüzlere ayırdığımız bu köşenin ilk konuğu Death'in her şeyi, death metal'in mucidi Chuck Schuldiner... (13 Mayıs 1967 - 13 Aralık 2001)

CHUCK SCHULDINER
CHUCK SCHULDINER

Chuck'ın death metal'i tek başına icat ettiğini söylemek belki Possessed gibi bu türün atalarına saygısızlık olur ama "death metal" türünün ilk zikredildiği albümün Death'in "Scream Bloody Gore"olduğunu da söylememiz lazım. Takvimler 1987'yi gösteriyor ve Chuck henüz sadece 20 yaşında! Chuck bu albümden itibaren müzikten bir an olsun bile kopmadı, gerçekten "overactive imagination"ı (aşırı çalışan hayalgücü) vardı ve sürekli bir makine gibi üretti. "Leprosy" ve "Spritiual Healing" ile death metal'in zirvesindeki yerini garantiye alan Death'in 1991'deki "Human" albümü bir miladı temsil ediyordu. Bu albümdeki inanılmaz gitar performansı, melodik altyapı ve daha önce eşine rastlanmamış virtüözite death metal'e kapalı olan yayınları da etkiledi. Guitar World'e göre tüm zamanların en iyi 100 gitar albümünden biri olan "Human"dan sonra araya Voodoo Cult projesini de sıkıştıran Chuck müziğindeki zorluk derecesini de arttıracaktı. "Indiviual Thought Patterns"da King Diamond'ın gitaristi Andy LaRocque ile paylaştı gitarları. Albüm beni beynimden vurdu ama asıl vuran nokta; albümdeki soloların hemen hemen tamamını Chuck'ın çalmış olmasıydı. Yılların LaRocque'u Chuck'ın yanında resmen misafir sanatçı kalmıştı! Daha iyisi olamaz derken "Symbolic" geldi, sonra da scream vokal'e kaçan tarzıyla "Sound of Persevarance". Vokalleri Tim Aymar'a emanet ettiği Control Denied projesinin ilk ürünü "The Fragile Art of Existence" ise yine kelimelerle tarif edilemeyecek kadar mükemmel bir sanat eseriydi. Bu iki kelimeden yola çıkarak onun için kesinlikle mükemmel bir sanatçı diyebiliriz. Şarkı sözlerindeki şaşırtıcı derinliği, felsefi bakışı, müziğindeki yenilikçi tarzı, çalışkanlığı ve en önemlisi de karakteriyle, yaşantısıyla, samimiyetiyle ve dünyaya bakışıyla herkese örnek bir insandı. Hayatının son demlerinde bile Control Denied'ın ikinci albümü "When Machine and Man Collide" için çalıştı. "Artık dinlenmesi için yalvarıyorduk ona, ama onun aklı fikri bu albümü bitirmekti, doktorları dinlemiyordu" diye anlatıyor annesi Jane Schuldiner. Bu albümle ilgili olarak Chuck'ın ailesi ile Hammerheart plak şirketi arasında bir dava gündemde. Umarız Chuck'ın veda etmeden önce bitirdiği gitar kayıtlarının da olduğu bu albüm gün ışığını görebilir. Derler ya "ölüsü bile yeter" diye, evet onun ölüsü bile günümüzdeki sözüm ona dahi müzisyenleri ezebilir:)
O yaptığı müziğe ölümün adını takmıştı ama hayat dolu bir insandı ve hayata anlam katan bir müzisyendi. Yine de hayat ona adil davranmadı. Kimsenin erişemeyeceği bir yaratıcılığa sahip o inanılmaz beynindeki kalleş bir tümör onu 34 yaşında bu dünyadan aldı götürdü. Ama o müziğiyle yaşamaya devam ediyor... Onun durduğuna inanmak bile zor, belki de şimdi yukarılarda bir yerde Dimebag'le, Cliff'le, Criss'le, Randy'le, Cozy'le çalmaya devam ediyordur...

ONLAR NE DEDİ?

Türk metal müzisyenlerinden Chuck hakkındaki görüşlerini aldık...

Barış Ertürk (Malt, Üç Nokta Bir, ex-Antisilence)
Barış Ertürk
Barış Ertürk
Sene 1990, kaset ve walkman dönemi, daha sonra Antisilence diye bir grup kuracağımızdan habersiz, Erdem Çapar ile İzmit'ten İstanbul'a çekim kaset almaya gidiyoruz. Bulabildiğimiz en sert metal gruplarını paramız yettiğince toparlayıp İzmit'e geri dönüyoruz. Bu sefer Zihni'de Death diye bir grubun kasetini görüp, tereddütsüz alıyoruz ve "Spiritual Healing" albümüyle death metalin Floridalı kralı Chuck Schuldiner'la tanışıyoruz ve bir sonraki İstanbul yolculuğunun misyonu belli oluyor: "Death'le ilgili ne bulabiliyorsan topla". "Scream Bloody Gore" ve "Leprosy"yi de arşivimize kattıktan sonra bu müzik türünü Chuck hocadan öğrenmeye başlıyoruz. Kendi grubumuzu kurduğumuzda etkilendiğimiz grupların başını çekiyor Death. En sevdiğim albümleri "Symbolic"in en sevdiğim parçası 'Crystal Mountain'i de Antisilence provalarında çalmışlığımız vardır. Chuck baba her daim yanına aldığı inanılmaz müzisyenlerle, bir öncekini aşan, teknik, melodik ve duygu yoğunluğunun had safhada olduğu inanılmaz albümler bahşediyor bizlere, bize de onu takip etmek düşüyor. Gitar çalmayı yeni öğrendiğim yıllarda, o kendine has gitarcılığıyla ufkumun açılmasına yardımcı olurken, o rifleri çalarken yaptığı vokaller de beni hayrete düşürüyor. Death metal virtüözü Chuck, huzur içinde yat.
Ant Balcı (In Spite, River)
Ant Balcı
Ant Balcı
Chuck'ın şarkı sözlerini incelemiş olun ya da olmayın, müziğinin doğa üstü anlatım gücü müziği dinlendiğinde herkes üzerinde aynı vurucu etkiyi yaratır. Chuck, sözlerde anlatmak istediklerini müziğine mükemmel bir kesinlik ile yansıtır. Tam tersi olarak da şarkı sözlerini okuduğunuzda - ki bana sorarsanız bunlar modern bir edebiyat ustasının elinden çıkmış olağanüstü güzellikte şiirlerdir - müziğinin tınıları kulağınıza gelmeye başlar. Bu yüzden Chuck'ın müziğini sözlerden ayrı, veya sözlerini salt şiir olarak ayrı ele almak imkansızdır. Bu mükemmel bütünlük, kendi içinde, düşünsel olarak insanın ve insanlığın acılarını, çelişkilerini, işitsel olarak da insanın duyduğu en karmaşık melodileri ve insan yeteneğinin sınırlarını zorlayan virtüöziteyi barındırır. Bunları anlatırken ne kadar nesnel olup olamadığımı kendime sormak zorunda kalıyorum. Çünkü Chuck ile ilgili konuşurken, artık onu tarafsız gözle değerlendiremeyecek kadar ona ve hatırasına duygusal olarak bağlandığımı biliyorum.
Hasan Göçmen (Obstinacy)
Hasan Göçmen
Hasan Göçmen
Onunla ilk tanışmamız tesadüfi bir şekilde thrash metal'den Death metal'e evrimleştiğim dönemlerin tam da başında karışık bir mp3 cd'sindeki "Individual Thought Patterns" albümünden 'Destiny' isimli şarkıyla olmuştu. Adını bile bilmediğim halde tarzı, ses tonu, icra şekli tüylerimi diken diken etmişti. Tanışmamızın hemen ardından yarattığı tarifsiz etki bana onun hakkında daha fazlasını istetmişti ve arayış sürecinde okuduklarım, duyduklarım, dinlediklerim; içsel düşüncelere, bakış açılarıma, duruşuma ve çok yönlü bir şekilde hayat akışıma yansımıştır. Bana göre 'müzik' hislerle yeteneğin buluşma noktasıdır. Her müzisyen hissettikleri doğrultusunda bir icra sunar fakat bunun ötesinde öle bir şey var ki; 'hislerini notalarda yaşatabilmek'... İşte bunu sanırım sadece Chuck yapabiliyordu. "The Sound Of Perseverance" gibi bir baş yapıta imza atıp içinde belki de ölümün ipuçlarını bulundurması ve ardından trajik ölümü bence resmen ölümsüzleşmekti. Şova endeksli metal dünyasının en sade ve en samimi insanını saygıyla selamlıyorum...
Murat (Leprosy)
Murat
Murat
Chuck, gerçekten içindekileri bestelerine yansıtmayı başaran sayılı müzisyenlerden biridir. Müziğinin gerçek anlamada evrensel olmasının sebebi de budur. Chuck'dan etkilendiğimiz en önemli nokta içindeki acıyı gitarı ile vokaline yansıtmasıdır, sert bir müzik yapmamıza rağmen grup olarak bize kattığı duygu aşkı da nefretin içinde tattırabilmemizdir.
Murat Akça (Freedom Gray)
İlk olarak "Human" albümünü dinlemiş ama nedense albümden nefret edip albümü bir kenara atmıştım. 3 yıl sonra bu defa bir arkadaşım bir kaset verdi. O akşam odamda tek başıma albümün kime ait olduğunu bilmeden dinlemeye koyuldum. İlk şarkıyı 3, bir sonrakini 5, derken bütün albümü yalnız o gece içinde en az 10-15 kere tekrar tekrar dinledim. Zevkten dört köşe modundan ara ara dünyaya yaptığım dönüşlerden birinde, en sonunda dinlemekte olduğum "şey"in kime ait olduğuna baktım ve...Hayatımın en keyifli dumurlarından birini yaşadım, bu "Symbolic" albümüydü. Takip eden aylarda bütün Death albümlerini arka arkaya bıkmadan dinleyen, hatta uzunca bir süre başka hiçbir şey dinlemeden sadece Death ile yatıp kalkan bir cisme dönüştüm. Müzikal dokusunun kalitesi, döneminin çok çok ötesindeki yaratıcılık algısı, her eserinde asla bocalamaksızın sürekli yükselen, gelişen ve standartların çanına ot tıkayan güçlü ve yenilikçi enstrüman çalım teknikleri ve sadeliğinin gülümseyişine kadar işlediği ruhu ile Chuck Schuldiner ve grubu Death'i, bugün de her rock-metal severin mutlaka zaman ayırıp dinlemesi, dinlemesi ve tekrar dinleyip keşfetmesi gereken bir miras olarak görüyorum...
Mert Güvener (Courtyard, Solitude)
Mert Güvener
Mert Güvener
Şimdi bu yazıyı favori parçam 'Forgive is to suffer' bitmeden 5 dakika 55 saniyede sınırlı tutmak istiyorum çünkü onun benim için ne ifade ettiğini açıklamam imkansız. Zaten o da kelimelerle hayatı anlatmanın mümkün olmadığı noktalarda, ruhunuzu acıtarak, canınızı sıkarak, bazen sokak boyunca hiç sebepsiz yere koşmanıza sebep olarak ya da ağlatarak ama size insan ("Human") olduğunuzu hatırlatabilecek tüm duyguları müziğiyle hissederek yansıtmadı mı? Sözlerini okuduğunuzda bazen kendinizden, insanoğlundan öyle bir nefret edersiniz ki küçücük beyinlerden çıkan kocaman kelimeler ve başkasının acısıyla, hüznüyle, bir leş yiyene (Scavenger of Human Sorrow) dönüşmüşsünüzdür aslında. Hayatınızın her anında etkisi vardır Chuck'ın müziğinin. Daha bir sıkı bağlanırsınız hayata, daha bir anlamaya başlarsınız, adımlar daha dikkatli atılmaya başlar. Yanıbaşınızdaki çığlık çığlığa sesi kulaklarınızda kalır, size bugün önemli gözükmeyen şeyler belki de yarın için hiç de önemsiz değildir der; Symbolic! Günümüzde herkesin bilgiçlik tasladığı herkesin müzisyenim dediği, herkesin otorite olduğu basit yüzeysel bir yaşantı içerisinde yok olup gitmeye yüz tuttuğumuz dünyada gerçek bir müzisyen ve filozofla (The Philosopher) tanışmak isteyenleriniz varsa hala çok geç değil. Kimi zaman hayata sarılma nedenim, müzik yapma arzum, kinim, aşkım, hüznüm, idolümdür Chuck Schuldiner. Huzur içinde yatsın.

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.