DEAD- Per Yngve Ohlin (16 Ocak 1969 – 8 Nisan 1991) EURONYMOUS- Øystein Aarseth (22 Mart 1968 – 10 Ağustos 1993)
DEAD- EURONYMOUS
Mayhem'in yitik müzisyenleri vokalist Dead ve gitarist Euronymous bu ayki yaşayan ölülerimiz... Biri intiharla, biri cinayetle sonlanan iki yaşam...

DEAD & EURONYMOUS
DEAD & EURONYMOUS

Norveç black metalinin önde gelen isimlerinden biridir Mayhem. Bu denli büyük olmasındaki sebep, grubun sansasyonel geçmişiyle alakalıdır daha çok. Dead, Euronymous ve Hellhammer'dan oluşan en bilinen kadrosuyla çıktığı 2 konserden birini İzmir'de veren ve bu yüzden de Türk blackçileri için ayrı bir hissiyatla sevilen Mayhem, biri intihar eden, biri de cinayete kurban giden 2 elemanıyla gündemde oldu hep. Öldüklerinde biri 22, biri 25 yaşındaydı. Yaşarken yüzlerini makyajın ardına gizlediler, ama öbür dünyaya en yalın yüzleriyle merhaba dediler...
Hepimizin dünyayı algılayışı kaygılarımız ile bağlantılı. Tecrübelerimiz ve kendi yapımızdan ortaya çıkan kaygılar. Bu nedenle olaylar karşısında her birimizin tepkisi de birbirinden farklı.
Burada kastettiğim olaylar kendi tecrübe ettiklerimizden ziyade, başkalarının yaşadığı, bizim ise izleyicisi olduğumuz olaylar. Birinci elden izleyici olmaktan bahsetmiyorum burada, belki beşinci, altıncı elden bir izleyicilik. Bir adam birini öldürür, sonra bir sürü kişi konuşur; katil, şahitler, olayı öğrenen tanıdıklar, medya, polis, şu, bu. Hiçbiri salt gerçeği bize sunmaz, herkes kendi bulunduğu yerden değerlendirir olayı, hatta ceset konuşabilse o bile...

Her yönetmenin kendi üslubu vardır...

İşte bu noktada bize kadar gelen bu olay dillerden geçip şekil değiştirir, olaylardaki boşluklar spekülasyonlar ile doldurulur, zamanın o anında yaşandığı şekilden çok başka bir hal alır. Artık bizim de bir parçamızdır olay çünkü kendi kaygılarımız ile şekil verdiğimiz bir yorumumuz vardır bizim de olayla ilgili. Sadece "yönetmenin bakış açısı" durumu söz konusudur burda. Zihinlerimizdeki görünmez yönetmenlerin. Her yönetmenin kendi üslubu vardır, filmlerin tonunu kendileri verirler.

Yabancılaşmış gençlerin hikayesi

Eğer bir yönetmen olsam ve Mayhem hakkında film çekecek olsam, filmin sahip olacağı ton karanlık, kötücül ve görkemli değil, kirli, acı dolu ve hüzünlü olurdu. Çünkü bana göre Mayhem'in hikayesi yabancılaşmış birkaç gencin hikayesi olarak başlar ve o gençlerin gölgeleriyle sürüklenir gider. Hikayenin merkezindeki isimler tabii ki Mayhem'in beyni Euronymous ve grupta bulunduğu kısa süre içersinde metal tarihine bir çeşit "çarpık ikon" olarak geçen Dead.
Dead, Mayhem'in kendini doğrayan "bir nevi" orijinal vokalisti Maniac'ın intiharı deneyip kliniğe yatırılmasının ardından gruba katılan ve öyle ya da böyle en çok saygı gören vokalistidir. Sahnede kendini doğrayan, konserde giyeceği elbiseleri toprağa gömen, ölümle kafayı bozmuş, başka bir dünyadan geldiğine inanan biri.

Kuzey black metalinin temel taşları

Euronymous ise Black Metal'in ikinci dalgasının başrolünde oynayan birkaç isimden biri, belki de en önemlisi. Gerek Mayhem'i '80'lerin sonlarında bir Black Metal grubuna dönüştürüp kuzey Black Metal'inin temellerini atan insanlardan biri olmasıyla, gerek Deathlike Silence Productions ve sahip olduğu müzik dükkanı gibi oluşumlar ile grubu Mayhem'in de dışında piyasada aktif bir rol oynamasıyla yerinin önemi yadsınamaz... Diğer yandan spekülasyonları seven, ev arkadaşı Dead'i yatağında beynini dağıtmış vaziyette bulduğunda bunu fotoğraflayan, Dead'in ölümünü çekinmeden grup için reklam aracı olarak kullanan bir şahsiyet. Ve tabii ki devreye giren "Bay Burzum" Varg Vikernes. Sanırım Vikernes için yabancılaşmış, hayattan soğumuş kayıp Norveçli gençlerden oluşan '90'ların başındaki Black Metal ortamını öldüren adam demek mümkün. Ne kendine zarar verdi, ne arkadaşının ölümünü istismar etti. O kendini büründüğü role o kadar inandırmıştı ki bir zamanlar yakın arkadaşı olan Euronymous'u gözünü kırpmadan bıçakla doğradı.
İşin aslı gerisi de bana göre spekülasyonlardan ibaret. Bir yanda Euronymous'u tanrı ilan edenler, bir yanda "anasından harçlık alan bir kuzuydu" diyenler. Hatta ve hatta Türkiye'de kendileri ile tanışıp "Dead de Euronymous da efendi, sessiz, iyi çocuklardı" diyenler... Hangisi doğru? Belki hepsi, belki hiçbiri...

Geriye kalanlar...

Peki bunlardan bize ne? Bizi ilgilendirmesi gereken şey adamların bize kendi elleri ile sunabildikleridir, yani geride bıraktıkları eserler, kayıtlar ve röportajlardır. Gerisi "beşinci dereceden izleyiciliğe", yani hayal yönetmenliğine girer. Benim hayalimdeki filmde dönecek olursam, bana göre bu adamların yarattığı ortam "kayıp" birkaç gencin kendilerini yeni rollere büründürdükleri, belki de gerçekten olmak istedikleri "şeyler" olabildikleri bir yerden ibaretti. Dead, Euronymous, Vikernes ve daha birçoğu. Bugün bu adamları sadece ölümleri sayesinde "dokunulmaz" ilan edenlerin kendilerine öldükleri zaman Dead'in 22, Euronymous'un da 25 yaşında olduğunu hatırlatmaları gerekir. 2 sene bile bir insan hayatına olgunluk olarak geri dönerken bu adamların yaşanmamış yıllarını görmeden kendini dindar yobazlar gibi el yapımı mitlere bağlamak, hayatında başrol olabilmek için kendini özdeşleştirebileceği ve sığınabileceği simgeler arıyor olmak demektir. Ama başta dediğim gibi, hepimizin kaygıları çok farklı. Ve hepimizin filmleri birbirinden ayrı...

THE TRUE MAYHEM
CAN GÜRSES ( Episode 13- Davul)
CAN GÜRSES ( Episode 13- Davul)
Black metalin sadece bir müzik tarzı değil bir sanat, bir algılayış tarzı olduğunu her fırsatta açıklayan ve de yaşayarak gösteren bu iki insan benim için black metalin gerçek yaratıcılarıdır. Dead intihar ettiği zaman insanlar bunun bir şaka, poz ya da benzeri birşey olmadığını görmüş ve de olayın ciddiyetinden korku duymuşlardır. Gerçek Mayhem'in bu kötü savaşçıları bana kalırsa söylenmesi gereken herşeyi söylemiş oldukları için üstüne birşey eklemek veya tartışmak anlamsızdır. Gerek şarkı sözleri gerek yaşam tarzları ile birçok insanı zehirleyen bu insanlar black metalin veba gibi yayılmasından direk sorumlu olan kişilerdir aynı zamanda. Şarkı sözlerinde ÖLÜMÜ anlatan bir grubun vokalistinin sahneye çıkmadan önce ölü kargaları koklamasından daha samimi ne olabilir ki? Black metali ve Mayhem'i diğer gruplardan ayıran işte bu samimiyettir. Dead'in ölümü ise gruba bıraktığı en büyük hediyedir. Black metal= The True Mayhem...
ONLAR KAHRAMAN MI, SERSERİ Mİ?
BAHADIR ULUDAĞLAR ( Moribund Oblivion - Vokal/ Gitar)
BAHADIR ULUDAĞLAR ( Moribund Oblivion - Vokal/ Gitar)
Evet isimleri ilk anıldığında bana kalırsa ilk sorulması gerekilen soru bu. Dünya black metal piyasasına baktığımızda genel olarak bu iki isim efsaneleşmiş isimlerdir fakat efsane olmak için ne yapmışlardır diye bir düşünmek gerekiyor öncelikle. True black metal savunucuları ve fanatikleri için desturla ağıza alınması gerekilen bu isimler aslında objektif bir yorumlamayla vasat müzisyenlerdi ve efsane olmalarını gerektiren bir durumları yoktu. İnsanlar extreme olayları sever, abartıyı sever, efsaneleri sever... Hele ki işin içinde ölümler, gizler varsa bir o kadar da olaylar alır başını gider. Dead ve Euronymous ölümlerinin ardından abartılmış hikayeleriyle aslında efsane olmuşlardır. Black metal müziğine kattıkları sanatsal değerler için değil, ideolojk bir takım nedenlerden dolayı değil, sadece basit saçmalıklar yüzünden ölmüşlerdir. İnsanların da az önce saydığım şeyleri sevmesi nedeniyle hikayeler türetilmiş, senaryolar yazılmış ve abartı sanatı hat safhada herkesin ağzında tonlarca söylenti dönüp durmuştur. İntihar eylemlerinin kişisel eziklik ve psikolojik dengesizlikler nedeniyle olduğunu düşünürüm. Bunu yapan bir kişi nasıl olur da bu yaptığı şey ile efsane olur ve bir müzik türüne yön verebilir? Bu mümkün değildir. Ufak yaşlardaki black metal fanlarına bu saçmalıklar ve kalıpçı müzik sevgisi yıllarca dayatıldı. Norveç black metali bu saçmalıklar sonucunda kötü bir üne kavuştu. Peki kavuştu da ne oldu? Koca bir hiç... İyi müzik yapanlar, ortaya müzikalite koyabilenler her zaman takdir topladı fakat intihar etmek, kilise yakmak ve buna benzer psikolojik dengesizlikler içeren faaliyetlerde bulunanlar ise benim gözümde ve gerçek müzik severlerce asla bir müzisyen olarak görülmeyecekler. Ülkemizde de maalesef bu saçmalıkların peşinden giden, alt yapısı zayıf insanlar var ve koca bir boşluğun arkasından gidiyorlar. Herşeyden önce müzik sanattır ve sanatta sanat içermelidir. Sanırım bu ifadem yeteri kadar açık. Black metal fanlarının ideolojilerden önce müzikal değerlere önem vermelerini ve iyi müziği, profesyonel işleri desteklemesini temenni ederim.
BLACK METAL TARİHİNDE 2 YİTİK MÜZİSYEN
CAN AĞRIBOZ ( Moribund Oblivion - Klavye)
CAN AĞRIBOZ ( Moribund Oblivion - Klavye)
Yıllar önce Varg'ın Euronymous'u öldürmesinin ardından pekçok dedikodu duymuştum. Bu dedikodular dünya çapında zaten heryerde çalkalanırcasına dönen dedikodulardı ve işin gerçeği ilgimi bir hayli çekmişti. Norveç black metalinin belki de bu kadar öne çıkması ve dünya black metalinde bu kadar söz sahibi olması hep bu ve buna benzer sansasyonel olaylarla olmuştur. Bu tarz intiharlar ve cinayetler dışında ise gerçekten derdi müzik yapmak olan diğer black metal grupları ve hatta Norveçli olanları da anlamsız bir şekilde eleştirilirdi ve halen de eleştirilmekte. Gerçek black metalin dışında kabul görmeyen bu durumu yaratanlar sanırım olayların belirsiz ve mistik yönünden etkilenen kişilerdi. Bana göre Euronymous ve Dead bir hiç yüzünden ölmüşler ve belki de iyi eserler üretebilecekken bunu da yapmaya fırsat bulamamışlardır. Bu nedenle isimlerinin black metal literatüründe geçtiği kadar önemli bir yerde olmadıkları kanaatindeyim. Ama olaya iki genç müzisyenin hazin ölümü şeklinde bakarak üzülmemek elde değil. Çoğu black metalci için ekol olan bu isimlerle ilgili olumlu şeyler yazmayı isterdim fakat ne yazık ki bunun için elimde bana ve bu piyasaya sundukları yeterli bir materyal yok. Olmayan bir şeyi de yazıyla bile bir yere kadar büyütebilirsiniz.

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.