RONALD BELFORD ''BON'' SCOTT
RONALD BELFORD ''BON'' SCOTT
AC/ DC'nin unutulmaz vokalisti Bon Scott, 27 yıl önce aramızdan ayrıldı. Ama hiç unutulmadı. Rock dünyasının en hazin kayıplarından biri olan Bon Scott bu ayki yaşayan ölümüz...

BON SCOTT
BON SCOTT

Bon Scott, kendisine şahsen teşekkür borçlu olduğumu bilmemden yıllar önce ölmüştü. Bana epey küçük yaşlarda, o zaman neyin ne olduğunu bilmesem de, Blues sevdiren insan odur. "Highway To Hell", ölümünden önce kaydettiği son albüm, nasıl olmuşsa Türkiye'ye, babamın plaklarının arasına da ulaşmıştı. O albüm ve bir keç raf arkadaşı şu anda bu satırları yazıyor olmamın temellerini oluşturdu desem yanlış olmaz. Bon Scott bir parti adamıydı. En sakin fotoğraflarında bile az sonra evi yıkıp dökecek haşarı bir veledin ifadesini gözlerinde görebilirsiniz. On Altı yaşında benzin çalmaktan hüküm giymesi ve hapis yatması, yakın arkadaşlarının gözlemine göre, onda derin etkiler bıraktı. Tekrar hapisane yüzü görmediyse de hastane koridorlarının o kadar yabancısı değildi. Eğlenmeyi severdi ve her "yaramaz çocuk" gibi arada kendine zarar vermesi de oyunun kurallarındandı. Çeyrek asır önceki olaylar için ne medyum, ne de psikolog rolünü oynamaya niyetim var ama mahkumiyetin küçük Bon'u daha boşvermiş bir insan yaptığına dair ifadeler çoğunlukta.
The Valentines ve Fraternity gibi kendi çaplarına ünlü denebilecek gruplarda davul çalmış olan Bon, bir motosiklet kazasında kendi kendini parçaladıktan sonra ikincisinden atılmış olduğundan şoförlüğe başlamıştı. AC/ DC ile tanışmaları da bu zamana denk gelir. Bon, grup elemanlarına davulcuları olmak istediğine dair hep takılırmış ama bildiğimiz üzere, Young kardeşlerin başka planları vardı.
AC/ DC'nin Avustralya'nın yerel listeleri ve klüplerinden fırlayıp tüm zamanların en çok satan üçüncü albümüne ( Back In Black – Bon Scott'a ithaf edilmiştir) imza atan bir grup oluşu ayrı bir hikaye. Benim gözümde ise AC/ DC arenaları çınlatan bir dünya devi olmadan önce, Avustralya'da leş gibi ter ve sigara kokan klüplerde Rock n' Roll'u gerçekten yaşamış ve Blues'u içine en çok yakıştırmış sevimli serserilerdir. Bon'un yerini alan Brian Johnson'a karşı değilim ama benim için Bon sonrası AC/ DC duygu yönünden çok şey kaybetti. Onun en matrak seks şarkılarında dahi okuyuşa kattığı dördüncü boyut; neşe veya hüzün artık yok. O yüzden ben de yokum maalesef. Ölümüne dair spekülasyonlar tabii ki var. Olmasaydı o bir Rock efsanesi olmazdı ama bunlar şöhret akbabalarının sevecekleri kadar cafcaflı değil. Kesin bildiğimiz gerçekler şöyle: 18 Şubat 1980 tarihinde Londra'da Bon, Music Machine adlı bir klüpte çok fazla içip sızdığı için bir arkadaşının arabasına taşınır ve dinlenmesi için orada bırakılır. Bu son canlı görülüşüdür. Şehir efsanelerinde kusmuğunda boğulduğu, eroin krizine girdiği gibi hikayeler anlatılsa da, resmi ölüm raporuna göre Bon, alkol zehirlenmesinden hayatını kaybetmiştir. Su testisi su yolunda kırılmış, yaramaz çocuk iş üzerindeyken şansını tüketmiştir. Şerefine bir kadeh kaldırmaktan başka yapacak bir şey yok. Bon Scott bir mucizedir. Bu terimi sevmedinizse bir mutanttır. Olasılıkların çok nadir kesişmesi mümkün bir kombinasyonudur. Afrika'nın çocuklarının Amerika'daki ızdırabının makama gelmiş haline böylesine yatkın bir gırtlağın Avrupa'da doğup, Avustralya'da büyürken yine Amerika'dan çıkan diğer bir evrensel müzikle böylesine güzel harmanlamasını kendime açıklayabilmem için doğaüstü bir terime ihtiyacım var.

APTÜLİKA
APTÜLİKA
APTÜLİKA
İlk albümlerini çıkardıklarında 13 yaşlarındaydım ve AC/ DC'den haberdar değildim. Onların dünya çapında ün elde ettikleri yıllarda da ülkemizin müzik ortamına hakim olan arabesk furyası nedeniyle de gecikmeli olarak haberdar olabiliyorduk. Ama gene de ülkemizde 80'li yılların başında AC/ DC'den haberdar olunmuştu. O günün dergilerinde onlardan "en gürültücü" diye bahsedilirdi. Heavy Metal'in en sert soundluları arasında sayılırlardı. Ben biraz daha gecikme ile 1987'de falan AC/ DC albümlerine tutkun olmuştum.
TOYGUN NAİBOĞLU ( False In Truth)
TOYGUN NAİBOĞLU
TOYGUN NAİBOĞLU
Başta herşey çok kolay gelir, "şu Bon Scott da fena vokal değilmiş hani" dersiniz, ''geçerken uğradım dibine kadar vurup gidicem'' diyen biri gibidir ( öyle de oldu denebilir aslında). O kadar keyifle ve rahat söyler ki Bon Scott, oracıkta hayallere kapılmanıza neden olur.

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.