GALACTIC COWBOYS  : Röportaj No:044 |
UZAY! SURATINIZIN TAM ORTASINA!

Grunge patlamasından önce Amerika'da ''bir sonraki büyük olay olarak tanımalanan bir gruptu Galactic Cowboys. Groove, agresyon, melodi vepop hissiyatının harmalandığı bu tarza getirdikleri şey Thrash riffleri ile inanılmaz dörtlü vokal armonileriydi. Maalesef hakettikleri yere asla ulaşamadılar ve 2000 yılında kariyerlerini noktaladılar. Grubun beyni Monty Colvin sorularımızı yanıtladı...

GALACTIC COWBOYS
GALACTIC COWBOYS

YOU MAKE ME SMILE

"Davulcumuz Alan'la birlikte The Awful Truth isminde bir grupta çalıyorduk. Dağıldığımızda albüm anlaşması imzalamak üzereydik. İşin aslı gitaristimiz ile pek geçinemiyorduk. Müziğin çoğunu o yazıyordu ve dürüst olmak gerekirse salak herifin tekiydi. Bu nedenle grubu bıraktık ve Galactic Cowboys'u kurduk. 6 ay sonra da Geffen ile anlaşma imzaladık. " diye anlatıyor grubun ilk günlerini bas gitarist Monty Colvin. "ZZ Top ve King's X menajeri Sam Taylor demolarımızı beğendi, anlaşmamız bile yokken bizi King's X'le turneye çıkardı. Konserlerden birinde Geffen ve diğer şirketlerin adamları vardı, sonuçta Geffen çek defterini açtı ve yüklü bir miktar karşılığında bizi bünyesine aldı". Ortaya çıkan ilk albümleri, Beatles vari 4'lü vokal armonileri ve birbirinden güzel melodilerin Thrash agresyonu ve progresif etkilerle harmanlandığı bir başyapıttı.
Maalesef albüm beklenen ticari başarıyı getirmedi, ellerindeki tek şey dergilerden aldıkları yüksek notlardı. Albümün en büyük zaafının, 6 küsur dakikalık açılış parçası 'I'm Not Amused'un single olarak seçilmesi olduğunu düşündüğümü belirtiyorum Colvin'e. O ise bana katılmıyor: "Açıkçası albümde yeterince çok 'single' parçası yoktu. Çoğu radyoda çalınamayacak türdendi. O en iyi single seçimi değildi belki ama yine de grubun müziğini iyi özetliyordu".
Oysa albümde 'Someone For Everyone' gibi her devirde hit olabilecek inanılmaz bir ballad yer alıyor. "O parça evde akustik gitar çalarken ortaya çıktı. Gençken ve bir kız arkadaşım yokken babam bana " Üzülme evlat... Herkes için birisi vardır" derdi. Bu bana umut veriyordu. Umarım şarkı da dinleyenlere bunu hissettirebilmiştir". Kendi adıma cevabım "kesinlikle" oluyor.
Grup ilk albümün başarısızlığının ardından moralini bozmadan yoluna devam etti ve "Space In Your Face" i hazırladı. 'If I Were A Killer' ve 'I Do What I Do' albümün single'larıydı ve MTV'de sıkça döndüler. 'You Make Me Smile' ve 'Circles In The Fields'ı hala çok seviyorum. O parçalar zamanlarının ötesindeydi. Eğer System Of A Down o zamanlar piyasada olsaydı sanırım aynı türde görülebilirdik. Ama o zamanlar Thrash riffleri ile vokal armonilerini ve melodileri karıştırmak insanlara garip geliyordu. Albümle ilgili beni rahatsız eden tek şey 2 parçanın albümün sonunda gizli olarak yer alması. Geffen o iki parçanın albüme girmemesini istedi ve bu salakçaydı. "
Bu durum aslında Geffen'le olan problemlerin büyümekte olduğuna işaret ediyordu. İyi bir menajerleri ve sağlam bir firmaları vardı ama arkalarındaki destek yeni bir ismin patlaması yüzünden hızla çekilmekteydi...
"Bizimle anlaşma imzalayan herif Nirvana ile de anlaştı. Grunge'ın dünyayı ele geçirmesi bizi de beraberinde götürdü. Geffen bizden desteğini çekti ve albümden hemen sonra bizi kovdu. Geffen bir para basma makinesiydi ve en çok parayı getirene odaklandılar. Cobain'in çıkıp da müzik sektörünü eleştirmesini izlemek komikti çünkü kendisi de Nirvana'yı bir canavara dönüştüren o makinenin bir parçasıydı. Onunla yerlerimizi seve seve değiştirip onun başarısına sahip olabilmeyi isterdim... Ama hey, bu sonunda onu öldürdü öyle değil mi? Bu durumda fikrimi değiştiriyorum".
Artık arkalarında büyük bir şirket desteği kalmamıştı. Ama en azından menajerleri hala yerinde duruyordu... Yoksa durmuyor muydu?
"Sam Taylor bir kontrol manyağıydı. Bize resmen çocuk muamelesi yapıyordu. Olay artık bir kabusa dönmüştü bu nedenle onunla da yollarımızı ayırmamız kaçınılmaz oldu. "

FEEL THE RAGE

Grubun moralleri sıfırlanmıştı. Büyüme hayalleri 3 yıl gibi bir süre içersinde yerle bir olmuştu. Ama durmadılar. Önce gitaristleri Dane Sonnier'in yerine Wally Farkas'ı aldılar, sonra da Metal Blade'e geçiş yaptılar. Artık grup daha küçük ama sağlam adımlar atmakta kararlıydı. Müzik endüstrisine kin kustukları 'Machine Fish' ve 'The Horse That Bud Bought' hem güçlü, hem de grubun sound'unu iyice özgünleştiren albümlerdi. Grup artık en azından kemik bir dinleyici kitlesine sahipti, medya tarafından saygı görüyorlardı ve yaşamlarını sürdürebiliyorlardı. Bu dönemin meyvesi birçoklarına göre grubun başyapıtı olan 'At The End Of The Day' albümü oldu. '90'ların en sağlam 50 Metal albümü arasında kafadan sayabileceğim bu albüm 'Nothing To Say'gibi surata inen tokat gibi bir parçayla başlayan dolambaçlı bir müzikal yolculuktan ibaretti. Eleştirmenlerin notu tamdı.
"Eleştiriler çok iyiydi ama kendimizi hala başarılı görmüyorduk. Turneye çıktık ama işler ilerlemiyordu, fazla para kazanamıyorduk ve bu cesaretimizi kırıyordu. Ayrıca turneden bir hafta önce davulcumuz Alan Doss bizi terk etti. Sanırım kişisel bazı problemleri vardı. Son birkaç sene grupta olmaktan çok zevk aldığını sanmıyorum. O ve benim vizyonlarımız oldukça farklıydı.
Ve ani son... Grup 'Let It Go' isimli en eklektik albümlerini yayınlayarak bir avuç gözü yaşlı fanı geride bırakarak kariyerine son vermeyi seçti. Aynı zamanda grubun en uzun albümü olan 'Let It Go' her elemanın kendi kişisel çalışmalarının harmanlandığı değişik ama bir o kadar da güzel bir çalışmaydı. 'Let It Go' çok eklektik bir albüm çünkü belirli bir vizyonumuz yoktu. Tek yaptığımız yazdığımız parçaları bir araya getirmekti. Yine de çok iyi bir albüm olduğunu düşünüyorum.

Yazının devamını okumak için abone olmanız gerekir. BlueJean-Headbang Dergilerindeki şifre ile abone olabilirsiniz.

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.