PAIN  : Röportaj No:108 | 19
BİR İSTANBUL MASALI

Hypocrisy ile death metal liginde nefesleri kesen, Pain ile endüstriyel tonlarda ortamları coşturan İsveçli metal profesörü Peter Tagtgren geçtiğimiz ay İstanbul'daydı! Neden mi? Cevabı tüm ayrıntılarıyla bu yazıda...

PETER TAGTGREN (PAIN)
PETER TAGTGREN (PAIN)

NASIL YA?
Pain'in yeni albümü "Cynic Paradise"ın yayınlanmasının arifesinde, grubun menajerlik firması ile iletişime geçip, "bay Pain" Peter Tagtgren ile bir röportaj yapmak istediğimizi belirttiğimde hiç tahmin edemeyeceğim bir yanıt aldım. Peter'ın tam da o hafta sonu İstanbul'a gelip klip çekimi yapacağından bahsediyordu grubun menajeri. Yani birkaç gün sonra sorsaydım mesela; Peter İstanbul'a gelip gitmiş olacaktı hiç haberimiz olmadan. Şanslıydık :) 3 Ekim akşamı çekim ekibiyle İstanbul'a inen Peter'a ertesi gün ulaştık. Röportaj teklifimizi seve seve kabul etti ve bizi sete çağırdı. Fakat o gün (4 Ekim) İstanbul'un görüp görebileceği en muhteşem gruplardan biri olan R.E.M.'in konseri olduğu için buluşmayı ertesi güne erteledik. 5 Ekim Pazar günü ben, dergimizin diğer yazarlarından Erdem Tatar ve fotoğrafçı arkadaşımız Onur Kolkır ile Galata Köprüsü'nün altındaki cafelerden birinde Peter ile buluştuk. Peter'ın yanı sıra; klibi çeken Finlandiyalı yönetmen Ville, Fransız yönetmen asistanı Denis (myspace.com/denisgoria) ve bu üçlünün Türkiye bağlantılarını sağlayan Deniz de oradaydı. Hepsiyle tanıştıktan sonra; röportaj için, Peter'ı da alıp cafenin içinde daha sessiz bir yere geçtik.

İSTANBUL'U DİNLİYOR GÖZLERİ PÖRTLEK
Erdem ve Peter biralarını tokuşturmaya başlarken tercihim Nescafe'den yana ve doğaçlama gelişen muhabbet şeklindeki röportajımıza başlıyoruz. İlk soruyu Erdem soruyor, lafı yeni albüme getirerek. Peter "Bu şimdiye kadarki en direkt ('suratınızın tam ortasına' tabirini kullanıyor) Pain albümü olacak. Daha endüstriyel ama daha dolaysız, tıpkı AC/DC havasında bir yapısı olacak. Biraz oldschool diyebiliriz ama bu bence daha çok bir 'yeniden doğuş' gibi." şeklinde özetliyor albümü.

"NEDEN GELDİM İSTANBUL'A?"
En çok merak ettiğimiz soruya geçiyorum; klip neden İstanbul'da çekiliyor? "Pain'in yeni single'ı için çekeceğimiz klibin İsveç dışında bir yerde geçmesini istiyordum ama L.A., New York, Londra ya da Paris gibi klasik şehirlerin dışında daha farklı, özel bir yerde... Aklımıza İstanbul geldi! Daha önce Amerikalı ya da Avrupalı grupların pek klip çekmediği bir yer burası. Ben de ilk defa geldim ve burada olmak çok güzel." diyerek cevaplıyor Peter. Mevzu daha sonra şöyle gelişmiş; klibin yönetmeni Ville, bir dönem Finlandiya'da yaşamış olan Türk arkadaşı Deniz'e ulaşıyor ve kendisinden İstanbul hakkında bilgiler alırken, Deniz onlara İstanbul'da eşlik edebileceğini söylüyor ve ardından olaylar gelişiyor.

DİREKTEN DÖNEN KONSER
Peter'a geçen sene iptal olan Pain İstanbul konserini hatırlatıyorum ve "Evet, İstanbul'da çalabilmeyi çok istiyordum fakat bizim anlaşmamızda, herhangi bir şehre gitmeden önce hesabımıza yatırılması gereken bir kapora var. Bu, çoğu grup için böyledir ki işin garantisi ve ciddiyeti anlaşılsın. Bu para yatırılmayınca biz de İstanbul'a gelmekten vazgeçtik çünkü herhangi bir cevap alamadık ve ne olacağını bilemezdik." diyor haklı olarak. Durumu açıklamak da bana kalıyor tabii, zira o sırada çalıştığım organizasyon firmasıydı bu işi yapan. Aniden gerçekleşen bir sponsorluk iptali sonrasında içine girilen ufak çaplı bir mali krizin bu iptale sebep olduğunu anlatıyorum. Peter da bu tarz şeylerin olabileceğini söyleyip anlayışla karşılıyor ve ekliyor; "Umarım bir gün bu güzel şehirde çalabiliriz."

KLİBİN KONUSU
"Klipte insanları bir araya toplamaya çalışıyorum. Şarkının adı 'Follow Me' (Beni Takip Et). İstanbul'da, tüm bu kalabalığın içinde, elimde 'Beni Takip Et' yazan bir pankartla dolaşıyorum. Arkamda bir ordu oluşturmak istiyorum, yaşlı insanlara gidiyorum, gençlere gidiyorum ama hiç kimse beni umursamıyor ve kimse beni takip etmiyor. Hikaye kısaca bu." diyerek özet geçiyor Peter, çok sevdiği Efes'ten bir yudum daha alırken. Peki İstanbul'u nasıl bulmuştu? "Üç gündür buradayız, aslında çekimler yüzünden pek gezme imkanımız olmadı. Sadece bu taraflarda (Galata, Karaköy, Eminönü) bulunduk ve buradan, bu köprüden bakınca muhteşem bir manzara gördüğümü söyleyebilirim." derken, eliyle boğaz manzarasını işaret ediyor.

KIZLAR NEREDE?
Erdem bu sırada, Pain'in önceki turnelerinin birinde Peter'a eşlik eden müzisyenlerin bayanlardan kurulu olduğunu hatırlatıyor ve Peter da; "Ah evet, 2 sene önce öyleydi ama artık yeni bir müzisyen kadrom var. O kızlar Almanya'da yaşıyor, bense İsveç'te. O zamanlar yapabilmiştik, çok da eğlenceliydi ama şimdi çok zor olur yeniden bir araya gelmemiz." cevabını veriyor.

MÜZİSYEN PETER
Bir yan proje olarak 1997'de kurduğu Pain, son yıllarda Peter'ın asıl grubu gibi. Bunun kendisini tatmin edip etmediğini sorduğumda; "Evet kesinlikle! Her şey güzel gidiyor! Şimdi yeni bir firmam var, 97'deki ilk Pain albümünden 4 albüm sonra yeniden Nuclear Blast'a döndüm ve her şey şu an benim için daha iyi." özetli bir cevap alıyoruz. Peki ya Hypocrisy? Hala ona "Peter'ın asıl grubu" diyebiliyor muyuz? (Elleri ile, eşit tartan terazi işareti yaparak) "Bilmiyorum, her iki grupta da eğleniyorum, şimdi Pain ile uğraşıyorum ve hemen hemen tüm zamanımı Pain alıyor." Erdem araya girip, Hypocrisy&'nin gelecekte yeniden bir albüm yayınlayıp yayınlamayacağını sorunca da "Tabii ki yeni bir albüm yapacağız. Ama bunun ne zaman olacağını bilemiyorum." cevabını alıyoruz. Burada, Türkiye'de kendisinin daha çok Hypocrisy ile tanındığını söylediğimizde ise buna hiç şaşırmamışçasına kafasını sallayarak onaylıyor bizi.

SOHBET NOTLARI:
• Peter'ın favori prodüktörleri George Martin ve Bob Ezrin.
• Rick Rubin'e de saygı duyuyor fakat Metallica'nın yeni albümü "Death Magnetic"teki sound'un tam bir rezalet olduğunu düşünüyor.
• Favori İsveçli grubu Entombed. "Left Hand Path"in hayatını değiştirdiğini söylüyor.

PRODÜKTÖR PETER
Peter'ın bir de prodüktörlük sıfatı var. Kendisi bugüne kadar tüm Hypocrisy ve Pain albümlerinin yanı sıra birçok albümün prodüktörlüğünü yapmış bir isim. Bu işe 80'lerin sonunda death metal manyaklığı başladığı zaman karar verdiğini söylüyor; "O zamanlar albüm kayıtları bok gibiydi. Bunu değiştirmek istiyordum ve böylece işin teknik tarafına yöneldim. Asıl istediğim şey her enstrümanın ayrı ayrı duyulabilmesini sağlayarak ortaya daha kolay dinlenebilir bir müzik çıkarmaktı. Özellikle death metal ve black metal albümlerinde bu çok önemli bence." Bu noktada şunu merak ediyoruz, Peter'ın prodüktörlük kariyerinde kendisini en çok tatmin eden çalışması hangisiydi acaba? Çok emin olmayan bir ifadeyle, "Hmmm, 10 yılı aşkın süredir bir sürü albüm için çalıştım ve aralarından hangisinin favorim olduğunu söyleyebilmem çok zor. Her albümde ayrı bir hikaye yatıyor sonuçta ama sanırım Celtic Frost'un son albümü 'Monotheist' en memnun kaldığım işlerden biriydi. Bunun dışında Destruction, Marduk, Dimmu Borgir, Immortal ve Amon Amarth da ortaya iyi albümler çıkardığımızı düşündüğüm gruplardan." yorumunu yapıyor. Son işleri arasından favorisi ise İsveç'ten Sanctification, "Çok sıkı bir oldschool death metal grubu!" diyor özetle. Peter gibi birini yakalamışken, müzisyen ve prodüktör gözüyle bir kayıt aşamasına nasıl yaklaştığını soruyoruz. Zira Peter hem müzisyen, hem de prodüktör olduğu için, bu soruyu sorabileceğiniz dünyadaki sayılı isimlerden biri. "Eğer tüm bestelerinizi bitirmiş bir şekilde stüdyoya, kayıtlara gelirseniz bu her zaman daha kolay bir çalışma ortamı yaratır size." diyor. "İşin hem teknik hem de yaratım sürecinde olmak çok zor. Bu yüzden albümü bitirip, mix ve mastering için işi profesyonellere teslim etmeniz en mantıklısı. Diğer türlüsü çok fazla sorumluluk gerektiriyor. Bu yüzden Pain ve Hypocrisy albümleri beni en çok zorlayan albümler ama bu beni tetikleyen şey aslında. Zor ve bu yüzden istiyorum!" şeklinde devam ediyor. Stüdyo demişken Erdem'in aklına gelen bir mevzu var. Stüdyoda olmak ve turnede olmak... Hangisi daha eğlenceli Peter'a göre? "Konserler çok zevkli şeyler. Evinde oturup yeni bir şarkı yazmak tabii ki muhteşem ama bu şarkıyı insanlarla paylaşınca ve onlardan gelen o heyecanlı tepkileri görünce daha mutlu oluyorsun." diyor Peter ve Pain'in git gide daha iyi bir konser grubu olduğundan bahsediyor.

PETER HAKKINDA:
• Stockholm'ün 3 saat kuzeyinde bulunan Parlby adlı, 120 haneli kasabanın "sahibi".
• 2005 yılında Pain için şarkı yazdığı bir gün, kalbi birkaç saniyeliğine duruyor. Ucuz atlattığı bu olay sonrası 'Dancing With The Dead' (Ölümle Dans) adlı şarkıyı yazıyor ve albüme de o şarkının ismini veriyor.
• Yeni gruplarla arası pek yok. Şu sıralarda en çok The Beatles ve Johnny Cash dinliyor.

RÖPORTAJ SONRASI KLİP ÇEKİMİ
Klibin İstanbul çekimlerinin (bir de Moskova çekimleri var) çoğu bir önceki gün, 4 Ekim Cumartesi tamamlanmış olduğu için geriye kısa bir bölüm kalmıştı. Röportaj sonrası o bölümü çekmek için Eminönü sokaklarına kendimizi attığımızda yağmur durmuş, hava yeniden bir önceki günkü gibi cıvıl cıvıl olmuştu da çekimler sorunsuz tamamlandı. Bugüne kadar tanıştığım, takıldığım, sohbet ettiğim, röportaj yaptığım, birlikte çalıştığım sayısız müzisyen arasında kesinlikle en eğlenceli insanlardan biriydi Peter. Ah hayır, beni ve Erdem'i klipte oynattığı için söylemiyorum bunları tabii ki, gerçekten süper bir herifti! Umarım en kısa zamanda kendisiyle yeniden görüşürüz. Bu sefer size de haber veririm :)

Röportaj: Sadi Tirak

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.