NAPALM DEATH  : Röportaj No:117 | 21
''BEN DE ATATÜRK GİBİ HERKESİ KAPSAYAN LAİK BİR SİSTEMİN DAHA İYİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.''

Grindcore efsanesi Napalm Death 10 Ocak'ta Kemancı'yı yıkacak. Bu tarihi konser öncesinde Barney ile görüştük.

NAPALM DEATH
NAPALM DEATH

Sizi çok uzun zamandır ülkemize bekliyorduk, nihayet Ocak'ta geliyorsunuz. Konser hakkında düşüncelerinizi alarak başlayalım?
Evet, biz de çok heyecanlıyız. Bu kadar uzun süredir var olan bir grup olarak oraya hiç gelmemiş olmamız kulağa çılgınca geliyor. Daha önce birkaç defa gelmeyi planladık ama çeşitli sebeplerden gerçekleşmemişti. Bu konseri iple çekiyoruz. Bilin ki, Napalm Death o gün orada yüzde yüz performansını sergileyecektir!
Yeni albümünüz "Time Waits No Slave"i okurlarımıza tanıtır mısın?
Müzik olarak bakarsak "Smear Campaign"in bir devamı olarak algılanabilir. Klasik Napalm sound'unu oluşturan agresif, acımasız ve hızlı kısımlar dışında progresif bölümler de var. Her zaman klasik Napalm yapısını dağıtmadan farklı tarzları müziğimize katmaya çalışıyoruz, bu albümde bunu bir adım daha ileri götürdük.
Şarkı sözlerinde nelere değindiniz?
Genel konsept herkesin mutlaka düşündüğü bir konu hakkında, hayatımız boyunca sürekli ama sürekli çalışıyor, çalışıyor ve çalışıyor olmamızla ilgili. Bunun birkaç sebebi var. Çalışmaya şartlandırılıyoruz hepimiz. Çalışmanın yapılması gereken, doğru şey olduğu öğretiliyor bize. Herkes daha çok para kazanıp kendine bir şeyler almanın peşinde. Bu da insanlığı basit şeylerin güzelliğinin farkına varmaktan alıkoyuyor. Mesela tabiat. Bazılarımızın yakınında güzel bir park olsa da sen sadece otoparkından haberdar oluyorsun, parka gitmiyorsun. Oysa bir gün orada oturup dünyanın etrafında dönüşünü izlemek senin hayatın basitliklerini çözmende yardımcı olacaktır. Tamam bu yeni bir fikir değil, çok kişi düşünmüştür. Ama ben bu albümde özellikle bundan bahsetmek ve daha basit takılmak istedim. Bu konu başka dallara da yayılıyor albümde. Töreleri sorgulamak gibi, mesela evlilik nedir gibi? Kadının günümüz dünyasındaki rolü nedir? Kişisel dini inançların insanların hayatındaki saklı anlamları nedir? gibi sorular var albümde.
Bu söylediklerin bana geçenlerde izlediğim "Zeitgeist" isimli filmi hatırlattı. İzledin mi bu filmi?
Evet, izledim. Çok ilginç bir film. Oradaki çoğu fikre katılsam da, benim için asıl olan okuduğum filmler ve filmlerden yola çıkarak konulara kendi açımdan yaklaşmaktır. Esinlenmeyi bir noktadan sonra sevmem. Çünkü o zaman bir konu hakkında yeterince kitap okumamış ya da yanlış kaynaklara başvurmuş iseniz hangi sonuca varabilirsiniz ki? Doğru sonucu elde edebilmek için kendi perspektifinize başvurmak çok önemlidir.
Bir önceki albümle ilgili en çok sorulan soru Anneke ile yaptığınız düetti. Bu albümün öne çıkan özelliği ne sence?
Şunu söylemeliyim, son iki albümdeki konuk sanatçılar kesinlikle bir PR (tanıtım) egzersizi olsun diye çağrılmamıştır. Şarkıların içeriğini güçlendirmek asıl olandır. Bu defa şarkılarımızı dinlediğimizde bu şarkıların kimseye ihtiyacı olmadığını fark ettik.
'Time Waits for No Slave' şarkısı bazı atmosferik metal kısımlarına sahip. Bu Napalm için bir deney olarak adlandırılabilir mi?
Aslında yaptığımız her şeyin bir benzerini eski Napalm albümlerinde bulabilirsiniz. O tarz bir vokali biz daha önce de yaptık, şarkıdaki rif daha "benzersiz" olsa da onun da kökenlerini eski albümlerde bulabilirsiniz. Doğal bir gelişim olarak adlandırıyorum bunu. Hiçbiri radikal çılgın değişiklikler değil.
Napalm'ın anarko-punk akımıyla yakın ilişkilerde olduğu bir sır değil. Kişisel politik görüşlerinizin değişip değişmediğini merak ediyorum. Kendinizi anarşizme mi, yoksa sol kanada mı yakın görüyorsun?
Aslında görüşlerim 19 yaşından beri değişmedi diyebilirim. Bir insan olarak çok doğaldır ki düşünceleriniz kendini yeniden buluyor, şekilleniyor ama özünde kendi prensiplerimin dışına çıkmadım. Tabii ki Anarşizm’den etkilendim ama o akımda da salakça şeyler var. Sonuçta çoğunlukla beyazların (beyaz insanların) hayatlarına dair bir tavır barındırıyor. Kimsenin düşüncesi kusursuz değildir. Sol görüşün de katıldığım ve katılmadığım yanları vardır. Basitleştirmek adına şöyle diyebiliriz; ben sağduyuya inanan bir insanım. Sonsuz güce sahip olan insanlar o güçlerini onları seçenlerin kontrolünden geçmeden yapmamalı. İstediğim şey, insanların etrafında olup bitene gözlerini açmaları, görünenin altında yatanları fark etmeleri ve onlara kaktırılanı kabul etmemeleridir.
RÖPORTAJDAN ARTA KALANLAR
• Barney'e göre günümüzde Grindcore'u en iyi temsil eden 3 grup: Extortion, Endless Blockade, Trap Them

• Barney'nin en sevdiği gruplardan biri Dream Theater. Grup elemanlarına daha DT'in ilk albümü çıktıktan sonra CD vermiş ve aralarında sıkı bir bağ oluşmuş o günden beri. Barney ayrıca Kerrang'da DT’nin "Six Degrees Of Inner Turbulence"ı hayatını değiştiren albüm olarak belirtmişti.

• Metallica'nın "Death Magnetic"ini beğenmemiş. "Metallica'nın sadece ilk üç albümünü seviyorum" dedi.

• Asıl adı Mark Greenway. Barney lakabı Flintstones / Taş Devri'ndeki karakterden geliyor.

• Sıkı bir Aston Villa taraftarı. Aston Villa eğer UEFA'da finale çıkarsa mutlaka Türkiye'ye maçı izlemeye geleceğini söyledi.

Bir yazarımız (yani Utku) "Dünya daha kötü bir yer oldukça, Napalm Death daha iyi albümler yapıyor." diye yazmıştı. Ne dersin?
Bu bizim için söylenen genel sözlerden biri. Ne derler bilirsin; "bir yerde ne kadar kötü bir hükümet varsa, orada o kadar iyi müzik vardır." Genel olarak konuşursak hükümetin hayatımızdaki yoğunluğu ne kadar olursa olsun hükümetlerle ilişkili olmayan durumlar da sizi etkileyebilir. Köşede bir yerlerde her zaman işleri boktanlaştıracak bir şeyler vardır, bu dünyanın düzeni maalesef böyle. Çok fazla görüşe sahibim. Bence dini inanç kişisel olmalıdır. Dünyadaki en büyük sorunlardan biri dinin hükümetin eline geçmesi, bu kurmaca şeyle hükümetin işleri yönetmesi en büyük hatalardan biri.
Richard Dawkins'in ("Tanrı Yanılgısı" ve "Kör Saatçi"nin yazarı ünlü bilim adamı) takipçisi olduğunu biliyorum. Dawkins'in sitesinin Adnan Oktar isminde radikal bir dinci tarafından Türkiye'de yasaklandığını biliyor musun?
Bilmiyordum ama hiç şaşırmadım. Her türlü yasağa karşıyım tabii ki. Bu tamamen bir saçmalık. Şimdi farklı bir hükümete sahip olduğunuzu biliyorum ama oradaki insanların çoğunluğunun "inançlı ol ama inancı hükümetin dışında bırak." diye düşündüğünü de biliyorum.
Birkaç hafta önce burada Kurban Bayramı kutlanıldı ve binlerce küçükbaş ve büyük baş hayvan sokaklarda kurban edildi. PETA'nın (Dünya çapında hayvanseverler derneği) bir üyesi olarak bunun hakkında ne düşünüyorsun?
Bence dünyanın her yerinde inanç sistemleri var ve onlardan doğan bazı uygulamalar var. Benim insanların inançlarını uygulamaları konusunda hiçbir problemim yok. Ama başka insanlara veya hayvanlara zarar verilmesi söz konusu olursa o zaman bir problemim olabilir. Yine de buna geniş çerçeveden bakarsak benim zaten genel olarak et endüstrisi ile sorunum var. Herhangi bir dine yönelik bir saldırıda bulunmak istemem. Dinin insanlardan alınıp onları düzene sokmak için kullanılmasına karşıyım. Atatürk'ü ve onun laik bir sistem arzusunu çok iyi biliyorum. Ben de herkesi kapsayan laik bir sistemin herkes için daha iyi olduğunu düşünüyorum.
Müziğe geri dönelim... Grindcore'un yaratıcıları olarak bu janrın günümüzdeki hali hakkında ne düşünüyorsun, sence politik tarafını yitiriyor mu?
Bunu değerlendirmeye hakkım olduğunu düşünmüyorum. Enstrümantal olarak Napalm'ın bu janrın formasyonunu oluşturduğunu söyleyebiliriz. Eski davulcumuz Mick Harris grindcore terimini bulmuştu. Ama binlerce grup bu türün bir parçası oldu. Onlar da bu türü alıp kendi müziklerini kendi doğruları çerçevesinde yönlendireceklerdir. Bu konuda benim bir otorite gibi bir yargı koymam yanlış olur. Ben Napalm için kendim ne yapabilirim onu düşünürüm.
Bu sene Benediction, Bolt Thrower ve Discharge'ın son albümleri müthişti, Carcass'ın da dönüşünü buna eklersek eski görkemli İngiliz death camiasını yeniden yaşabilir miyiz?
Hayır, o günlerden beri köprünün altından çok su aktı. O camianın dağılmasının bir sebebi vardı. Bana göre, herkes birbiri hakkında boktan şeyler söylemeye, insanları sırtından bıçaklamaya başlamıştı. Bunlar müzik yapmaya, pozitif olmaya, heyecanımıza duyduğumuz iştahı kaçırdı. Ve o meseleler hiçbir zaman tam olarak çözülmedi.
Teşekkürler Barney. Konserde görüşürüz.
Ben teşekkür ederim. İstanbul'da görüşmek üzere...
Röportaj: Utku Usta & Doğu Yücel

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.