ARCH ENEMY  : Röportaj No:122 | 21
''METAL, ERKEKLERDEN ÖNCE HAYATIMA GİRDİ!''

Ekstrem metal söz konusu olduğunda akla ilk gelen kadın vokalist Angela Gossow ile Türkiye'den yapılmış ilk röportaj bize aitti. Hazır Arch Enemy yeni DVD'si ile ortalığı kasıp kavururken, Angela ile ikinci Türkiye röportajını yapmak da yine bize düştü.

ARCH ENEMY
ARCH ENEMY

ARASANA BE KADIN!
Kasım ayı sonları, Blue Jean & Headbang ofisinde sıradan bir akşam... Çağlan ve Doğu bilgisayarları başında yazılarla meşguller, Mazhar ise sayfaları çizmekle. Çağlan ara sıra TV'ye de göz atıyor. Benimse yanlarında gevezelik yapmamın sebebi, birazdan Angela'nın dergiyi arayacak olması. Fakat bekleyiş uzun sürüyor. Bir hafta önce, Doğu Lacuna Coil röportajını yaparken dergiyi arayıp duran ve doğal olarak sürekli "meşgul" sesi duyduğu için bize ulaşamayan Angela için "acaba bu sefer niye aramıyor?" telaşındayız. 10-15 dakika gecikmeli olarak telefon çalıyor. Açtığımda, hattaki Angela, kendisini tanıttıktan sonra "Aslında sizin beni aramanız gerekiyordu ama önemli değil, başlayabiliriz." derken haklı aslında. Röportajdan sonra, maillerdeki detaylara baktığımızda bunu anladık. Derginin baskıya gireceği tarihe yaklaşıldığında, bu tarz kafa karışıklıklarının yaşanması ile meşhur bir ofis burası :)

"JAPONYA BUNU HAK ETTİ!"
Angela ile muhabbete; sıcağı sıcağına yeni DVD'leri "Tyrants Of The Rising Sun"dan başlayarak girmek istiyorum, sağ olsun beni pek yormuyor, anlattıkça anlatıyor. "İlk DVD'miz 'Live Apocalypse' 2006 yılında yayınlanmıştı ve konser görüntüleri o seneki Londra konserimizden alınmıştı. 'Rise Of The Tyrant' albümümüz sonrasında ise yeniden tüm dünyayı turladık ve şimdiye kadar hiç olmadığı kadar kalabalık mekanlarda çaldık. Şimdiye dek gerçekleştirdiğimiz en başarılı turnelere imza attık ve bu olağanüstü dönemi bir DVD ile taçlandırmak istedik. Turne programı önümüze geldiğinde 4-5 farklı ülke seçtik ve bunların hepsinde birer kayıt yapmak istedik. Ardından tüm görüntüleri izleyince, en iyi atmosferi yaratan konseri DVD olarak yayınlayacaktık. Ve bu ufak yarışmayı Tokyo kazandı. Eğer DVD'yi izlediyseniz, neden bahsettiğimi anlıyorsunuzdur. Gerçekten inanılmaz bir seyirci vardı o gece ve şimdiye dek verdiğimiz en iyi konserlerimizden biriydi. Japonya'da Arch Enemy gerçekten çok seviliyor. Grubun ilk günlerinden bu yana Japonya en büyük desteği veren ülkelerden biri oldu ve 'Japonya olmasa Arch Enemy olmazdı' diyecek kadar önemli bir konuma ulaştılar bizim için. Ve o konserde yarattıkları ambians ile bu DVD'ye ev sahipliği yapmayı hak ettiler diyebilirim. Gerçekten çok özel bir geceydi."

DVD METAL
DVD'nin ismi ile grubun son albümün ismi arasında bir benzerlik kuranlar için Angela; "Son albümümüz 'Rise Of The Tyrant'tan sonra 3-4 farklı turneye çıktık. Bunlardan Uzak Doğu konserlerini kapsayanının ismi 'Tyrants Of The Rising Sun'dı ve DVD'yi de Japonya'da çektiğimiz için turneyle aynı ismi kullanmayı istedik, hepsi bu." yanıtını veriyor.
Dikkatinizi çekiyordur, özellikle bilgisayar ve ev görüntü sistemleri teknolojilerinin 2000'li yıllarla birlikte inanılmaz bir hızla gelişmeye başlamasından sonra; bu işin müzik dünyasındaki etkisi, sanatçıların daha sık DVD yayınlamaya başlaması olarak sonuçlandı. Angela'nın bu konudaki görüşleri ise şöyle; "Bence DVD'ler hiç olmadığı kadar önemli şu sıralarda. Çünkü biliyorsun, insanlar albümleri artık internetten indiriyorlar ve pek CD almıyorlar. Her ne kadar DVD'leri de indiriyor olsalar da megabyte'ları fazla olduğu için DVD'lerin albümlerden daha fazla satıldığı anlar oluyor. Bu sebeple DVD'ler çok önemli ve eğer içeriği, ekstra materyallerle destekli olarak gerçekten güçlü bir sunuma sahipse, DVD'lerin çok önemli şeyler olduğunu düşünüyorum. Mesela Türkiye'de henüz hiç çalmadık ve eğer bir Arch Enemy konserinin neye benzediğini tam olarak bilmek isteyen Türk dinleyicilerimiz varsa, bu DVD'yi izleyerek fikir edinebilirler."

EEE ANGELA, DAHA DAHA?
• Kendisi aynı zamanda Arch Enemy'nin tüm turnelerini ayarlayan kişi.

• Geçtiğimiz yaz Wacken'da Carcass ile sahne alarak bir şarkı söyledi. "Sözleri karıştıracağım ya da unutacağım diye endişelendim ama neyse ki her şey iyi gitti." diyor.

• Henüz yan proje grubu kurmayı düşünmüyor. Tüm müzikal birikimini Arch Enemy ile sunma yanlısı.

• Kadın metalcilerden favorileri; Cristina (Lacuna Coil), Candace (Walls Of Jericho) ve Doro. Geçtiğimiz ay, Doro'nun 25.yıl özel konserinde sahne aldı.

• Türkiye hakkında çok şey biliyor. Buradaki siyasi olaylardan, halkın dini ve ekonomik durumuna, Eurovision şarkılarımızdan, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecine kadar her şey hakkında fikri var. Daha önce Türkiye'ye tatile geldiğini ve Türkiye'nin hızla gelişen bir ülke olduğunu da söyledi.

• Futbolu seviyor ve Alman Milli Takımı'nın destekliyor. Geçtiğimiz yaz Graspop'ta Alman Milli Takımı formasıyla sahneye çıkmıştı. Almanya-Türkiye maçının ise Euro 2008'de kendisini en çok endişelendiren maç olduğunu söyledi.

KONSER MUHABBETİ
İlk röportajımızda Angela'ya neredeyse her şeyi sorduğum için ve bu röportajı da yeni konser DVD’leri sebebiyle yaptığım için, bu sefer özellikle konser muhabbetine ağırlık veriyorum. Mesela Angela için Arch Enemy'nin en unutulmaz konserleri hangileriydi? "Son albümden sonraki turnelerin hepsi muhteşemdi. Machine Head ve Trivium ile çaldığımız 'The Black Crusade', ondan öncekilerden ise Megadeth ile turladığımız 2006 Gigantour ve ilk Avustralya konserlerimizi unutamam. Aslına bakarsan ilk defa çaldığımız ülkelerdeki konserlerimizin hepsi çok özel oluyor." "Bu sebeple kısa zamanda burada çalmalısınız" diyorum, yanıtı "Orada çalmayı gerçekten çok istiyoruz!" oluyor. Peki ya en kötüsü? "Ah, kesinlikle ilk turnem. Gruba yeni girmiştim ve Amerika'da Nile'ın ön grubu olarak turluyorduk. Oldukça küçük mekanlarda çalıyorduk. Kış mevsimiydi ve hemen hemen hiçbir konser sonrası duş alma şansımız olmuyordu. Her iki grup da aynı turne otobüsünü paylaşıyordu ve bilirsin, oldukça leş günlerdi." derken bir kahkaha patlatıyor, şu an o günlerden ne kadar da uzak olduğunun farkında gibi.
Eğer işin tanıtım kısmı önemliyse kesinlikle açık hava festivallerinin eşsiz olduğunu söylüyor ama iş farklı tatlara geldiğinde; "Küçük bir kulüp konseri, seyircilerin enerjisini daha yakından hissedebilmek ve daha samimi bir ambiyans kurmak için birebir. Bazen küçük bir kulüpte çaldığınız o sıcak ortamdaki konserden, bir festivalde çaldığınız zamankinden daha çok zevk alabiliyorsunuz. Zaten festivallerde süreler genelde kısıtlı ama kapalı mekan konserlerinde evinizde gibisinizdir." diyerek durumu özetliyor. Bir konserde en çok önem verdiği şeyler listesinin başında ise seyircilerin geldiğini söylüyor. "Eğer onlar iyiyse, sizin iyi olmanız çok kolaylaşır." Ardından iyi bir ses sistemi ve tabii ki genişçe bir sahne. Peki Angela o muhteşem sesini korumak için neler yapıyor? "Bir dönem Melissa Cross'tan (kendisi Amerika'da çok meşhur bir vokal eğitmenidir. Ayrıntılı bilgi için; www.melissacross.com) dersler aldım ve artık sesimi nasıl güçlü tutacağımı biliyorum. İstisnasız her konser öncesi 10 dakika boyunca ses provaları yapıyorum ve özellikle içki konusunda çok dikkatli davranıyorum. Herkes manyak gibi partilerken ben genelde kahve ya da alkolsüz şeyler içiyorum. Tabii ki iyi bir uyku düzeni ve sağlıklı beslenmek de çok önemli."

HAVADAN SUDAN
Röportaja girmeden önce, Doğu son anda bir soru eklemişti. Angela'nın metal dinlemeye başlamasının sebebini merak ediyordu. Bir erkek arkadaşı mı üzmüştü onu, yoksa klasik aile sorunları mıydı onu bu sert müziğe iten? "Ah, hayır ikisi de değil hahaha. Bilirsin ergenlik zamanlarında çocuklar asi davranırlar ve ben de öyleydim. Müzik dinlemeyi çok seviyordum ve o dönemki ruh halime en çok uyan müzik heavy metal'di. Yani metal, erkeklerden önce hayatıma girdi aslında hahaha!" Peki her albüm sonrası grubun daha da büyümesi, Angela'nın kişisel hayatını nasıl etkiliyordu? "Aslında pek etkilemiyor. Madonna değilim ya da grubumun adı Metallica değil. Evet müzik medyasında sıkça yer alıyor olabiliriz ve evet sürekli turluyoruz ama bu, günlük yaşantımda öyle dikkat çekici değişikliklere neden olmuyor. Daha iyi ve büyük bir eve taşındım o kadar. Ama hala faturalarım için ödemelerin son günlerini kendim takip ediyorum." diyor.

Röportaj: Sadi Tirak

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.