QUEENSRYCHE  : Röportaj No:136 | 24
ORTAYOLCULUK ACABA NE KADAR ZORLANABİLİR?

Queensryche vokalisti Geoff Tate ile, farklı savaşlarda bulunmuş Amerikan askerleriyle yapılmış röportajlara dayanan yeni albümleri ''American Soldier'' üzerine konuşma fırsatım oldu. Bu çok tartışmalı albüme dair röportaj benim açımdan bugüne dek yaptıklarımın en ilginçlerinden. Size de öyle geleceğini umarım.

QUEENSRYCHE
QUEENSRYCHE

BİRAZ SANATTAN KONUŞALIM...
Queensryche ile Türk basınında pek sık röportaj yapılmadığından genel bir girişi uygun buldum. Önce grubun uzun süre orijinal kadro ile devam etmesine rağmen bir diğerine benzemeyen albümler yapmış olmasından başlıyoruz. "Bizi ilk bir araya getiren şeylerden biri müzik konusunda daha geniş fikirlere sahip olmamızdı" diyor Tate. "Bence grubun bu derece gelişime açık olmasının en önemli sebebi müzik konusunda bu maceracı ruha sahip olmamızdan geldi." Bu sayede de bir metal grubu olarak çıktıkları yolda farklı duraklara uğradılar. Bugün grubunu nasıl tanımlıyor? "Müziği tanımlamamaya çalışırım. Bence müzik duygusal bir yolculuktur. Tamamen subjektiftir; sanattır. Herkes onu farklı bir şekilde görecek ve işleyecektir. Müziği tanımlamanın benim işim olmamasından memnunum, çok sinir bozucu olurdu (gülüyoruz)." Grubu hala, veya en başından beri, hard rock veya metal ortamının bir parçası olarak görüyor mu? "Bana aynı bakış açısını paylaşan veya benzer şeyler yapan insanların harcanması gibi geliyor. Bir 'ortamın' parçası olmaktan hoşlanmam" diyor. Beklediğim cevap. Queensryche albümleri ticari açıdan farklı farklı düzeylerde karşılık buldu, geriye dönüp baktığında bu onlara bakış açını etkiliyor mu? "Müziği ticari başarıya göre yargılamıyorum çünkü ticari başarının farklı etkenleri vardır. Piyasa faktörü, piyasanın o sıralarda neye odaklanmış olduğu ki bu çok subjektif ve inişli çıkışlıdır. Sen yaratıcısı olarak albümü seviyorsan her zaman başarılıdır." Peki hayranların tepkileri ne kadar önemli? "Mutlaka farklılık gösterir. Müzik kişisel bir yolculuktur." diyor. Bir albümü seversin, asla sevemezsin veya seneler sonra dinlediğinde seversin diye özetleyeceğim bir yanıtı var.

Queensryche da , herkesin olduğu gibi, şu yıllarda turneden para kazanıyor. Temmuz'dan itibaren Avrupa'dalar. Bu yaz bir kere daha Türkiye'ye uğrarlar mı, belirsiz. Öğrenmek için gözümüz yaza doğru queensryche.com adresinde olacak. Ülkemizdeki ilk ve tek konserleri 2004 Rockistanbul Festivali'nde ve üniversite sınavlarıyla çakışarak gerçekleştiğinden onları kaçırmış epey sevenleri var. Albümün ilk single'ı 'If I Were King' için çekilen klibin de muhtemelen siz bu yazıyı okurken gösterimde olacağını belirterek artık Amerikan askerini konuşmaya başlayalım ve soru-cevap şeklinde gidelim. Nedenini en sonda açıklayacağım.

BİRAZ DA SAVAŞTAN!...
'Sliver', 'Unafraid', 'A Dead Man's Words' gibi şarkılarda röportaj yapılan askerlerin şarkı söylemeleri, ikincisinde doğrudan röportaj kayıtlarının kullanılması ilginç fikirler. Nasıl oluştular?
Albümün tamamı benim askerlerle yaptığım röportajlara dayanıyor. Kendi seslerini müziğe eklemenin söylenenleri daha etkili kılacağını düşündük. Fikir, hikayeleri daha gerçekçi kılmaktı.
Bu daha çıkmadan çok tartışma yaratan bir albüm oldu. Okuduklarımdan anladım ki, nötr bir pozisyonda olduğunu söylüyorsun. Bunlar senin değil, askerlerin savaş hakkında görüşleri, doğru mu anlamışım?
Evet, albüm aslında savaş hakkında değil, savaşın askerler üzerindeki etkileri hakkında. Onları ve tecrübelerini anlamak hakkında. Politik bir albüm değil bu, sosyal bir bildiri. Bu sosyal bildiri bizzat ve doğrudan askerlerden geliyor. Kaydettiğim albümler içerisinde şarkıların benim hakkımda olmaması sayesinde bir ilk. Benim bakış açım, kişisel görüşlerim, düşüncelerim üzerine değil. Burada askerlerin hayatlarını ve tecrübelerini kaydeden bir biyografi yazarı gibi rol alıyorum.
İyi de, bu isim, kapak ve sözlerle o şekilde algılanacağını düşünüyor musun? Çoğu insan buna politik bakacaktır.
Bu sonuca nasıl ulaşacaklarını çıkaramıyorum. Albümü dinlemeliler, sözleri okumalılar. İçinde hiç politika yok. Sadece askerlerin görüşleri ve tecrübeleri.
BİRAZ ŞAHSİLEŞTİRSEK TARTIŞMAYI PEKİ?
Peki senin savaş üzerine şahsi görüşlerin nedir ve tabii Amerika'nın eskiden dahil olmuş ve olmakta olduğu savaşlar hakkında neler düşünüyorsun?
Sanırım insanların çoğu katılacaktır ki, savaş korkunç bir şey. Konuştuğum askerlerden hiçbiri savaşa inanmıyorlardı ve gitmek zorunda kalmamış olmayı istiyorlardı. Savaş var ve bence yaşadığımız dünyanın kültüründe kaçınılmaz bir şey. Çatışma, insan olmanın bir parçası çünkü eşit yaratılmadık; farklı zeka düzeylerindeyiz, farklı arzularımız ve ihtiyaçlarımız var. Dünyaya farklı açılardan bakıyoruz Bu farklılıklardan dolayı çatışma var ve bu çatışmayı nasıl idare ettiğimiz benim açımdan ilginç olan şey. Kolayca gidebileceğiniz bir yol değil. Sonuçlarının farkında olmalısınız ve son çare olmalı. Bu yüzden askeri gücünüzün olması kesinlikle bir gereklilik. Özgürlüklerinizi, düşüncelerinizi, bakış açılarınızı ve hayat tarzınızı koruyabilmek için güçlü bir ordunuz olmalı.
Amerika'nın Irak'taki konumu üzerine ne düşünüyorsun? Irak bizim komşumuz ve mevcut durum bizi de etkiliyor.
Bence bu cevaplaması çok zor bir soru (gülüyor). Çok tartışmalı ve konuya benden daha odaklı olanlara kalsa daha iyi olur (gülüyor).
Soru sorarken düşmanca yaklaşmıyorum, sadece görüşünü öğrenmek istiyorum.
Ordu ve politika iki farklı kimlik. Burada bir önce söylediğime dönmek istiyorum, bence güçlü bir orduya sahip olmak çok önemli. Ordu yapması gereken şey için orada. Biz de, Amerikan devleti olarak, askerlerimizle ilgilenmek durumundayız, bir şeye gidiyorlarsa tamamen hazırlıksız olarak gitmemeliler. Bu denklemden politikayı çıkartmanın zor olduğunu biliyorum çünkü iç içeler. Ama bu albüm savaşı desteklemek üzerine değil, politik bir gündem üzerine değil, askerlerin tecrübeleri üzerine. Bunu yapmakla ilgilenmemin sebebi, bence ülkemdeki pek çok insan ordunun yaptıklarına gereken önemi vermiyor. Bence yaptıkları önemli ve üzerinde konuşulup anlaşılması lazım. Bir şeyi anlamak da iletişimle olur; onun hakkında konuşarak, deneyimlerimize dayanan bakış açılarımızı ve görüşlerimizi ifade ederek. Amerikalıların büyük bölümünün askeri tecrübesi yok. Bizim ordumuz şey değil...
Zorunlu askerlik yok.
Zorunlu katılımla beslenmiyor, gönüllü katılınan bir şey. Bu halkımızın büyük bölümünün yükünü hafifletiyor. Askerin oynadığı rolü anlamıyoruz. Bu albüm bunun hakkında. Albüm kapağına bakarsanız, bir çift asker postalı görürsünüz. Bunun temsil ettiği şey, bu bir saatlik müziğin askerin yürüdüğü yolda bir gezinti olması. Böylece askerin neler düşündüğü ve neler yaşadığını anlıyorsunuz.
THE THREE TREMORS
Yıllardır Iron Maiden, Judas Priest ve Queensryche vokalistleri Bruce Dickinson, Rob Halford ve Geoff Tate'in ortak bir albüm yapacakları dedikodusu ortada dolanır durur. Tate&'i yakalamışken bunun aslı astarı olup olmadığını da sorduk:
"Bu çok komiktir. Yıllar önce Iron Maiden, biz ve Halford'un solo projesi, beraber turnedeydik. Boş bir günümüz vardı ve hep beraber bir İtalyan restoranına akşam yemeği yemeye gittik. Herkes turne hikayeleri anlatıyordu, yemek yiyorduk, iyi vakit geçiriyorduk. Maiden'ın menajeri Rod Smallwood, garsona çalan müziğinin ne olduğunu sordu. Bir İtalyan opera albümü çalıyordu garson dedi ki bu The Three Tenors, o meşhur şarkıcılar. Rod bundan bir şaka çıkardı ve 'Bence Rob, Bruce ve Geoff ile bir albüm kaydedip adını 'The Three Tremors' koymalıyız, ne dersiniz?' dedi. Hepimiz güldük ve kadeh kaldırdık. Durum bundan ibaret, sadece oradaki konuşmada geçmişti. Sonra bir dedikodu çıktı ki beraber albüm kaydediyormuşuz (gülüyor) ama asla yapmadık."

BU SÖYLEMLER ASLINDA KİME AİT?
Son iki soruma geçiyorum biri 'At 30.000 Feet' şarkısı üzerine, sözlerde anlamadığım bir şey var: Şehrin çatılarında haber cep telefonundan cep telefonuna yayılıyor: "Kadınların peçelerin ardında gizlenen yüzlerini görmek istiyorlar" Burayı anlamadım.
Bunu bana daha önce de sordular (gülüyor). Bu, şarkının içerisinde farklı bir bakış açısı, burada pilotun perspektifinden, yerdeki insanların perspektifine geçiyoruz. Irak halkı ve Amerikan askerlerinin anlaşamadığı şeylerden bir tanesi kültürel farklılıklar. Kadınların yüzlerini sakladıkları peçe; bu hiç onlara göre değil. Kültürel açıdan bizim kültürümüzün tam tersi. Başlangıçta Amerikalı personel bu peçe konseptini hiç anlamadılar, beraber çalıştıkları insanların yüzlerini görmek istediler ve bu bir hakaret olarak algılandı. Bunun bana gösterdiği şey, karşılıklı anlaşmazlık. iki kültür bir araya geliyor ve birbirlerinin yöntemlerini anlamıyorlar.
Bunun politik bir albüm olmadığın ve senin savaş üzerine düşüncelerini yansıtmadığını anladım ama "Yapmak zorunda olduklarımdan pişman değilim, yapılmalı" diye bir şarkı sözünün albümünde olması, kendi başına bir politik ifade değil mi?
(sessizlik) Hmm. ben o askerin buna böyle baktığını düşünmüyorum. Bence orada konuşulan gerçek şu ki, yüzünüze dönük bir silah var, her şey yavaş çekimdeymiş gibi işliyor ve o silahı tutan kişi tetiği çekmekte. O anda orada politika yok, orada müzakereye zaman yok, sadece etki ve tepki var. Eğer yaşamak istiyorsan, hayatta kalmaya devam etmek istiyorsan o etkiye tepki vermek zorundasın. Tepki de kendini savunmak ve tetiği daha hızlı çekmek. Bence o şarkının anlamı o. Savaşırken iş en sonunda çok basit bir denkleme dayanır: öldür ya da öl. Yaşamak istiyorsan öldürmelisin. Röportajlarda bu durumu farklı açılardan dinledim. Nasıl yaparsın, birini öldürmeyi nasıl haklı gösterirsin? Bununla nasıl yaşarsın? Bu tecrübenin sonrasında ne düşünürsün? Hepsi aynı şeyi söylediler: Düşünmeye vakit yoktur. İşini yapmak için oradasındır; işin de karşılık vermeyi gerektiriyordur.
Bu bir film olsaydı, ne "Full Metal Jacket" ne de "Rambo" olurdu, ikisinin arasında bir yerde. Öyle mi? Savaşı övmüyor, savaşa karşı da değil, sadece savaşı olduğu gibi anlatıyor.
Evet. Bir durumdan bahsetmek, onu desteklemek veya karşı çıkmak değildir. Üzerine konuşuyoruz ve onu anlamaya çalışıyoruz. Bir şeyleri konuşmaktan çekinmenin iyi bir fikir olduğuna inanmıyorum; anlayabilmek için üzerinde konuşmak önemli.

Neden soru cevap üzerinden gittim, çünkü benim yönlendirmem olmadan, kendi kararınızı verin istedim. Bence, Tate'in söylediklerinin tamamına yakını, en ilkel derecede militarizm propagandası. Naif bile denemeyecek kadar yuvarlak ve kof söylemler. Savaşı kaçınılmazlık üzerinden haklı göstermeye çalışırken sebepleri ve sonuçlarına girmemek, hele ki politikanın dışında tutmaya çalışmak, küçük çocukların bile inanmayacağı derecede yüzeysel bir yaklaşım. Irak'taki Amerikan varlığına dair bir fikri olmadığı iddiası da sadece komik. Postal sevdası üzerinden prim (ve dolar) yapma çabasını ne kadar yaldızlarsanız yaldızlayın, altından daima masumların kanı sızacaktır. Kaç kat atsanız kapatamazsınız.

Röportaj: Özgür Öğret

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.