DREAM THEATER  : Röportaj No:146 | 26
KARANLIĞIN ORTASINDA GÜMÜŞ PARILTILAR

Düşler Tiyatrosu'nun son perdesinde kara bulutlar gümüş bir ışıltıyla geliyor. Jordan Rudess telefonda yeni albümü anlatıyor. 4 Temmuz Dream Theater İstanbul konserine geri sayarken keyboard sihirbazına kulak veriyoruz...

DREAM THEATER
DREAM THEATER

Mike Portnoy yeni albüm için "Bir albüm düşünün ki, içinde 'A Change Of Seasons', 'Octavarium', 'Learning To Live', 'Pull Me Under' ve 'Glass Prison' olsun..." diyor. Onun 'Black Clouds And Silver Linings" için yaptığı bu tanıma katılıyor musun?
Mike bunu söylerken, bu albümün Dream Theater ile ilgili en çok sevilen her şeyin dinamik bir karışımı olduğunu belirtiyor. Melodik tarafımız, sert tarafımız ve epik anlayışımız gibi birçok öğe bu albümde bir araya geliyor. Ben de buna katılıyorum.
Albümün ismi nereden geliyor?
Konsept konusunda tamamen açık fikirliydik. Bir gün Mike geldi ve kara tahtaya bu başlığı yazdı. Biz de bunun bize verdiği çağrışımlarla ve duyguyla yaşamaya başladık. Ve hepimiz bunun çok doğru bir başlık olduğunu, bundan yola çıkarak şarkılara odaklanabileceğimizi fark ettik. Başlık grubun bazen karanlık, sisli bir tarzının, bazen ise aydınlık, neşeli ve destansı bir anlayışının olduğunu güzel özetliyordu. Aynı zamanda günümüzde dünyanın halini de iyi yansıtıyordu.
Her yeni albümde yeni sesler yaratabilmek için yeni teknolojilerin peşinde olduğunuzu biliyoruz. Bu yeni albümde keyboard sihirbazlığı dünyasına ne gibi yeni teknolojiler ve stiller kattınız?
'A Rite Of Passage'da bazılarının çok sevdiği, bazılarının hiç sevmediği soloyu Iphone'umdaki müzik programıyla attım. Benim için çok eğlendirici bir şey oldu bu. Tabii genel olarak da kullandığım teknolojimi sürekli yeni güncelleştiriyorum. Bu yeni albümde birçok şapka giymek durumunda kaldım, bir şarkıda koro oldum, bir şarkıda orkestra, bir şarkıda ses efekti elemanı, bir şarkıda klavyeci oldum. O yüzden yeni software programları kullandım. Kullandığım cihazlar arasında yeniden continuum vardı.
'A Rite of Passage'daki solonun Iphone'la atıldığını bilmiyordum, dinlediğimde çok beğenmiştim. Fakat şarkının video klibinde o solo atılmış, bu seni üzdü mü?
Güzel bir soru. Dürüst olmam gerekirse, bu video için çekime girmeden önce bu videonun amacının bu şarkıyı direkt bir rock-metal şarkısı olarak göstermek olduğunu biliyordum. Bu da çok mantıklı, sonuçta plak şirketi albümü böyle pazarlayacak. O yüzden üzülerek de olsa, şarkıyı kısaltırken gitar solosu yerine keyboard solosunu keseceklerini tahmin edebiliyordum. Evet bir yandan üzücü, ama diğer yandan da beklenmedik bir şey değildi. Hem şarkının asıl hali albümde var, hem de konserde bu bölümü ve diğer başka deneysel bölümleri değişik görsel malzemelerin eşliğinde çalacağım.
"Systematic Chaos"ta kurmaca meseleler üzerine gitmiştiniz, bu defa gerçekler üzerine şarkılar yapmışsınız. Peki şarkı sözlerinin içeriği şarkıyı bestelerken sizi ne kadar etkiliyor?
Dream Theater'da müzik her zaman önce gelir, önce şarkıyı enstrümantal olarak yaparız, sonra sözleri yazarız. Bu yüzden sözler hiçbir zaman şarkıyı etkilemez. Dream Theater'da üç ana besteci vardır, Mike, John Petrucci ve ben. Biz bütün müziği yaparız, sonra da genelde Mike veya John (Petrucci) sözleri yazar. Bazen biz müzik üzerinde çalışırken yan odada Mike şarkı sözleriyle uğraşır.
Siz hiç yazmayı düşündünüz mü?
İlk solo albümüm "Listen"da tüm şarkı sözlerini ben yazmıştım, bana çok uzak bir iş değil aslında. Ama Dream Theater'ın sözleri genelde karanlık, "metal" şarkı sözleridir. Benim şarkı sözlerim ise mutlu, neşelidir. Bu yüzden o aşamada işe dahil olmamam grubun iyiliğine...
DÜŞLER DEFTERİ
• DT’ın 10. stüdyo albümü “Black Clouds and Silver Linings” 23 Haziran’da piyasaya sürülecek.

• Albümdeki “Best of Times”, Mike Portnoy’un kaybettiği babası için bir yazdığı şarkı.

• ‘The Shattered Fortress’ ise Portnoy’un 12 adım süitinin son bölümü. ‘The Glass Prison’, ‘This Dying Soul’, ‘The Root of All Evil’ ve ‘Repentance’ı kaplayan bu seri Portnoy’un alkol bağımlığı ile mücadelesini anlatıyordu.

• Klibini Roadrunner’ın sitesinden ve Youtube’dan izleyebileceğiniz ‘A Rite of Passage’ masonluk üzerine bir şarkı.

• Albümün 3 cd’lik özel baskısında bir CD’de tüm şarkıları enstrümantal olarak dinleyebileceksiniz. LaBrie’den hoşlanmayanlar için bulunmaz fırsat:)

• 3.cd’de ise 6 cover olacak. Bunlar; Rainbow – Stargazer, Queen – Tenement Funster / Flick of the Wrist / Lily of the Valley, Dixie Dregs - Odyssey, Zebra – Take Your Fingers From My Hair, King Crimson – Larks’ Tongues In Aspic Part 2 ve Iron Maiden – To Tame A Land

• Deluxe koleksiyoncu edisyonunda ise her enstrümanın ayrı kayıtları yer alacak, istediğiniz gibi mix yapabileceksiniz.

Yeni albümde en çok sevdiğiniz şarkı hangisi ve neden?
Sürekli değişiyor, ilk albümü bitirdiğimizde en çok 'Best Of Times'ı beğeniyordum çünkü bu şarkı grubun daha çok art - progresif tarafını gösteriyordu. Orkestral bölümler ve piyano vardı. Şimdi ise diğer şarkılara sarmış durumdayım, mesela 'The Count Of Tuscany'nin enstrümantal bölümlerini çok beğeniyorum.
DT'a uzaktan bakanlar genelde grubun sadece bireylerin virtüözite yeteneklerine yaslanan teknik bir grup olduğunu düşünüyorlar ve grubun müziğindeki duygusal boyutu atlıyorlar. Sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
Bence tipik bir dinleyicinin Dream Theater müziğini doğru bir şekilde algılaması için dikkatini dağıtmadan çaba sarf ederek kulak vermesi gerekiyor. Ben Dream Theater'ı müzisyenlik ile ilgilenen bir grup adam olarak görüyorum. Biz sadece agresif çalmakla ya da virtüöz stilini göstermekle değil, yavaş, melodik, neşeli ve birçok tarzda çalmakla da ilgileniyoruz. Tekniğimize odaklandığımız kadar kibar yumuşak melodiler ortaya çıkarmaya önem veriyoruz. Örneğin 'Spirit Carries On'ın solosunu dinlerseniz bunun çok güzel, kalbe dokunan bir solo olduğunu yadsıyamazsınız. Dream Theater müziğinde böyle anlar varken bunu özümsemeden geri kalanındaki meydan okuyucu teknik kısımlara takılmak şahısların kendi tercihleridir. Aynı insanlar doğrudan olmayan hiçbir müzik parçasını dinlememiş, mesela Beethoven'ın '9.Senfonisi'ni de dinlememiş olabilirler, bu konuda bir şey yapamayız. Gerçek olan şu ki; her albümümüzde 'Answer Lies Within', 'Space-dye Vest', 'Lifting Shadows Off A Dream' gibi birden fazla duygusal şarkı vardır. Yeni bir solo albümüm çıktı, "Notes of A Dream". Bu albümde Dream Theater'ın en güzel melodilerini aldım, kendi kafama göre düzenleyip piyanoda çaldım. Piyanodan başka hiçbir enstrüman yok. DT'ın müziğini çok teknik, çok gürültülü ya da başka bir şeyle adlandıranların bu albümle bu önyargıyı kırabileceklerini umut ediyorum.
Ben de mesela arkadaşlarıma hep Fransız ikili Pipo ve Elo'nun akustik DT cover'larını örnek gösteririm...
Evet, bence de bu söylediğin buna bir örnek. Turnemizde antraktta banttan çalmıştık onların coverlarını. (Not: Bu kayıtlara şuradan ulaşabilirsiniz: http://pipoelo.free.fr/music.html)
Sizin diğer DT elemanları gibi heavy metal dinleyicisi olmadığınızı biliyoruz. Peki bu dünyanın bir parçası oldukça bu müzik hakkındaki düşünceleriniz değişti mi? Kuliste diğer metal adamlarıyla birlikteyken kendinizi hala uzaylı gibi hissediyor musunuz?
Evet, biraz öyle hissediyorum hala :) Aslında tüm DT elemanları böyle hissediyordur çoğu zaman. Mike gibi bu işin içinde daha çok olanlar bile bu yabancılaşmayla karşılaşıyordur. Bence hepimiz kendi dünyamızda yaşıyoruz. Bizim dışımızdaki diğer müzisyenler bu işi çok ciddiye alıyor gibi görünüyorlar. Ama yıllar boyunca heavy metal hakkında çok şey öğrendim, tamam daha önce de bu türe yabancı değildim, AC/DC ve Judas Priest gibi grupları her zaman sevmişimdir, DT'a katılmadan önce heavy tarzda gitar da çalıyordum ama mesela DT'dan önce Metallica dinlememiştim. Kısacası DT'daki ilk yıllarım bu tür hakkında gördüğüm bir eğitime dönüştü.
Daha önce İstanbul'da verdiğiniz konserlerden birinde Mozart'ın 'Türk Marşı'nı çalmıştınız, çok şık bir komplimandı bana göre. Nereden aklına gelmişti bu ve bir gün yerel bir Türk müziği parçası çalmaya ne dersin?
Açıkçası onu çaldığım anı pek hatırlamıyorum, o yüzden nereden aklıma geldiğini bilemeyeceğim. (Not: Bu müzisyenlerin hafızası beni deli edecek bir gün!) Dream Theater konserinde gerçek bir Türk müziği çalma konusuna ise bakacağım, önce Türk Müziği hakkında iyi bir araştırma yapmam gerek.
Sizden önceki dönemden en çok sevdiğiniz Dream Theater albümü?
Bugün "Awake" derim, başka bir gün sorsan "Images And Words" derim.
Senin olduğun dönemden en çok sevdiğin albüm?
"Black Clouds And Silver Linings"
Ondan sonra?
"Scenes From A Memory"...
Başka sorum yok hakim bey...
Ha?
Bilmem böyle kapatayım dedim röportajı :)
Röportaj: Doğu Yücel

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.