MASTODON  : Röportaj No:150 | 27
PROG ROCK'IN ÇATLAK YÜZÜ

''Crack The Skye'' ile 2009'un en acayip albümüne imza atan Mastodon'un manik davulcusu Brann Dailor'la hoş beş ettik...

MASTODON
MASTODON

Bazı dergilerin kem küm ettiği, Metal Hammer’ın ise “Son on yılın metal albümü” olarak lanse ettiği Mastodon albümü “Crack the Skye” Headbang’i de ikiye böldü. Grubun eski fanları Erdem, Sadi Utku “eh meh” derken, gruba eskiden mesafeli duran ben ve Mazhar hastası olduk. Bunun üzerine gruba ulaşıp, bu ikilemi çözmesini istedik. Eski Blue Jean yazarı, yeni EMI Türkiye basın yetkilisi Zeynep Okyay’ın aracılığıyla Brann Dailor’a ulaştık. Sanırım cep telefonundan konuşuyordu, hatta bir araba içindeydi, arkadan trafik sesleri geliyordu, röportajın bir yerinde gişe gibi bir yerde durdu ve bilet parası verdi. Arada da sorularımı yanıtladı.

Son dönemlerin en orijinal ve en etkileyici prog rock albümlerinden biri olarak gördüğüm "Crack The Skye" sence Mastodon'un müzikal evriminin tepe noktası olabilir mi?
Vaov, sağol. Ben öyle görmüyorum, bence kesinlikle daha yapacak çok işimiz var. Ama kim bilir? Ne olacağını zamanla göreceğiz. Bu albüme kendimizi duygusal olarak tamamen verdik diyebiliriz. Bunun insanlar tarafından algılanması ve onların da bizim gibi albümü duygusal olarak sahiplenmesi doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.
Fakat eski Mastodon fan'larının bir kısmı daha önceki albümleriniz kadar benimsemedi bu albümü...
Bunu anlayabiliyorum çünkü son albümde yönümüzü ciddi bir şekilde değiştirdiğimiz söylenebilir. Fakat bundan önceki iki albümde bu yöne doğrulduğumuz anlaşılıyordu bence, o yüzden sürpriz olarak algılanmaması gerekirdi. Bana göre, genel olarak müziğin kendisine hayranlık duyanların illa ki bir şey bulabileceği bir albüm bu. O yüzden eski hayranlarımızın eski albümlerimizi bir kenara koyup "Crack The Skye"ı olduğu gibi kabul ederek dinlemeleri gerekiyor. En çılgın, en gürültülü albümümüz değil ama bence duygusal olarak yaptıklarımızın arasındaki en agresif olanı "Crack The Skye".
Albümün hikayesi fazla uçuk!! Felçli bir karakter beden dışı bir deneyim yaşıyor. Astral seyahatle uzaya gidiyor, sonra da Rusya'ya gelip Rasputin suikastını engellemeye çalışıyor... Böyle bir konsepti yaratırken kafanız güzel miydi Mastodon aşkına? :)
Tabii ki bir gecede oluşan bir hikaye değil bu. Aklımızdaki ilk fikir astral yolculuktu. Belden aşağısı felç olan ana karakterimiz vardı elimizde. Onu uzay dışına yolladık. Bir şekilde onun uzayda kaybolmasını baştan beri istiyorduk, o yüzden Stephen Hawking'in kara delik teorilerini kullandık. O teorileri biraz araştırınca istediğimiz şekilde onun kaybolmasını sağlayabileceğimizi fark ettik. Daha sonra onu Rusya'ya göndermeye karar verdik. Rusya'yı çevreleyen mistik hava hikayeyi bir sonraki boyuta taşıyabilmemiz için ve albümün estetiğini hazırlamamız için çok faydalı oldu. Eskiden beri Rus yapımı vernikli kutulardan çok etkilenmişizdir. Rus halk hikayelerinin, peri masallarının çok güzel bir şekilde çizildiği kutulardır bunlar, albüm kapak tasarımında da bunlardan esinlendik. Tabii onları biraz daha şeytanlaştırdık ve tuhaf bir hal kattık.
Albümdeki favori şarkım 'The Czar' dört bölümden oluşuyor. Dört bölüm olayı prog rock'ın geleneklerinden biridir. Ama ilginç olan, siz bunu çok ciddiye alarak yapmıyorsunuz. Brent Hinds bunun grup içinde bir şakadan ibaret olduğunu söylüyor mesela...
Biliyorsun, biz bayağı matrak takılan, komik budalalarız aslında :) Ama iş müziğe gelince her şeyi çok ciddiye alıyoruz. Bence dört bölüm hikayesi Brent'in dediği gibi bir şaka değil, daha çok Yes, Genesis gibi gruplara şapka çıkarmamız anlamına geliyor. Zaten albümün tamamını da, birçok bölümden oluşan tek bir klasik şarkı gibi düşündük. Aslında bence albümün tamamı bir ağıt. Kaybettiğim kız kardeşime yaktığımız bir ağıt. (Not: Brent'in kız kardeşi 14 yaşında intihar etmişti. Adı Skye'dı. Dikkat ederseniz albümün iç kapak çalışmasında Skye'ın fotoğrafı tünellerin ucunda görülebilir)
Hep eski prog rock gruplarından esinlendiğinizden bahsediyorsunuz. Hiç o grupların müzisyenlerinden bir görüş aldınız mı?
Robert Fripp'in (King Crimson) bizi beğendiğini doğrudan olmasa da öğrendik. Rush'takiler, Porcupine Tree'dekiler de beğendiklerini dile getirdiler. Ama mesela Peter Gabriel'den böyle bir şey duymak isterdim. Ama sonuçta bu onların dinleyebileceği ilk albümümüz. Bu gerçekten de Peter Gabriel'e, Roger Waters'a ve diğer kahramanlarımıza dinletip onların yanında kızarıp bozarmayacağımız tek albümümüz. Daha önceki albümlerimizin kesinlikle utanç verici olduğunu düşünmüyorum ama sonuçta o çığlık bağırış olayı eski prog müzisyenlerinin asla anlamayacağı bir şey, onların müzik sözlüğünde öyle bir şey yok. Şimdi mesela eski albümlerden birini beraber dinlersek çığlık kısımlarına geldiğimizde "Neden bağırıyorsun ki, şarkı söyleyebilecekken?" derler :) Ama o da bizim bir parçamız, o camiadan geldik sonuçta.
Yeraltında metalcilik yaparken kendinizi bir anda Grammy ödül törenlerinde ünlülerin arasında buldunuz. Bu hızla büyüyen şöhretle nasıl başa çıkıyorsunuz?
Çıkmıyoruz :) Evet, farkındayız, her şey çok hızlı büyüdü ama hayatımız neredeyse eskisiyle aynı. Hala kedinin yemliğini değiştiriyorum, hala köpeğimi yürüyüşe çıkartıyorum.
Christina Aguilera'nın bir konserinize geldiğini okumuştum...
Evet, oradaydı, doğru. Başımıza tuhaf şeyler geliyor.
Cep telefonunda numarası olan en ünlü insan kim?
Hmmm. Dave Grohl sanırım. O ünlü sayılır mı?
Bayağı sayılır.
Numarasını ister misin? :)
Yok sağol :) Röportajlarınızda etkileşimleriniz hakkında konuşmayı çok sevdiğiniz fark ediliyor. Ben Mastodon'un çift gitar anlayışında ve melodilerinde Iron Maiden kokusu alıyorum. Ne dersin?
Maiden hepimiz için bir etkileşim kaynağı, özellikle de benim için. İlk satın aldığım albüm "Piece Of Mind"dır ve bu albüm benim için heavy metal dünyasına açılan bir köprü olmuştur. Aynı zamanda kendi müziğimi bulma konusunda da çok ilham vermişlerdir.
DREAM THEATER POLEMİĞİ
Bir metal dergisinde Brent ve Bill, Dream Theater’la dalga geçmişti. Grup için "gay" sıfatını kullanmışlar, "Japon bir kız çalıyor onlarda" gibi nahoş espriler yapmışlardı. Sonra Mike Portnoy, sizin ondan özür dilediğinizi yazdı. Bu olay nasıl oldu?
Brent ve Bill kendi aralarında saçma sapan kakara kikiri modunda takılıyorlarmış. Kendi aranızda komiklik olsun diye ileri geri konuşursunuz ya, öyle bir geyik işte. Tek farkı herkesin söylediği şeyler basılmaz :) Bizimkiler de bunun bir gün basılacak ve yayınlanacak bir röportaj olduğunu bilmeden konuşmuşlar. Bu onlar için de iyi bir tecrübe oldu. Aralarına sızan gazetecinin de bizimkilere çanak tutan sorular sorduğunu görmemiz lazım. Dream Theater'la daha sonra birkaç konsere çıktık, hepsi de çok centilmen adamlar, bu olayı önemsemediklerini söylediler. Prog rock çok sevdiğim için Dream Theater da sevdiğim bir gruptur.

'Blood And Thunder'daki gitar melodisinin "Piece Of Mind"daki 'To Tame A Land'e çok benzediğini düşünüyorum, sen ne dersin?
Hangisini diyorsun? Şu mu: -dırıdırıdırı dırıdırıdırı gitar melodisini söylüyor- ... Evet haklısın benziyor :)
'Blood And Thunder' videosunda bir dansöz göbek dansı yapıyor ve sizde de fes var. Klipte yer alan bu Türk öğeler kimin fikriydi?
Klibin ana teması, yani bir avuç palyaçoya ve şarlatana çalma fikri benimdi. Brent'in de ciddi anlamda bir fes koleksiyonu vardır. Her yerden fes toplar.
Umarım bir gün Türkiye'ye gelir ve buradan fes toplarsınız...
Kesinlikle bunu çok isteriz.
Amerikalı bir grup olarak müziğinizdeki doğu ezgilerinin kaynağı nedir?
Peter Gabriel bir dönem Ortadoğu müziğine çok sarmıştı, ben de Peter Gabriel fan'ı olduğum için uzun zamandır oranın yerel müziğine ilgiliyim. Hint müzikleri, Bollywood müzikleri, Ravi Shankar... Ayrıca şu an adlarını hatırlayamadığım bir sürü Türk şarkıcısını takip ettim. 80'ler ortası, 80'ler sonu, Türk kadın pop şarkıcıları gerçekten çok iyilerdi. Ne Doğulu, ne Avrupalı bir durum var orada, o çok hoşuma gidiyor. Romen çingene grupları var çok sevdiğim. Bir de oraların müziğinden etkilenen batılı müzisyenler, Cocteau Twins, Buckethead, John Zorn gibi. Çok farklı şeyler de dinliyoruz; Coil, Mortal Coil, Naked City, country müziği, western'ler...
Mastodon'un sırrı da farklı müziklerden etkileniyor oluşunuz diyebilir miyiz?
Farklı müzik türlerinden ve akımlarından keyif aldığımız için kendimizi şanslı hissediyoruz. Tüm bu müzikleri keşfetmediğim ve sadece tek bir türe bağlandığım bir hayat gerçekten berbat bir şey olurdu.
Röportaj: Doğu Yücel

7 yıldır BLUE JEAN'in okuyucularına ücretsiz olarak sunduğu ve Türkiye'nin en çok okunan rock & metal dergisi olan HEADBANG artık ayrı bir dergi olarak çıkıyor! 2 ayda bir yayımlanan derginin Kasım-Aralık 2014 sayısı bayilerde!
Hesabım
Arama
Maillist
Kullanıcı:
Şifre:
Hesabım
Arama
Maillist

 
Hesabım
Arama
Maillist
GÖZYAŞLARIMIZI BİTTİ Mİ SANDIN?
Acı çekmenin, hayatın anlamlarından biri olabileceğini düşündünüz mü hiç? Kayıp cennetin dahi çocukları, yeni albümleri ''Faith Divides Us - Death Unites Us'' ile kalbimizi parçalamaya devam ediyor.
''HEDEFİM DİNLEYİCİLERİMİ HARİKA BİR SEYAHATA ÇIKARMAKTIR''
Gotik metal'in prensesi Liv Kristine, Leaves' Eyes ile türün en iyi örneklerine imza atmaya devam ediyor. Liv'le görüştük...
BÖLÜM 2:
* METAL DÜNYASININ KEPAZE OLAYLARI TOP 10 Bu derleme yazı için sizden gelen ''bi daha, bi daha'' baskısının önünde fazla direnemedik, yazarlarımız Mert ve Des Mond'u ikna ettik ve 10 kepaze olay daha hazırlattık. İyi okumalar...
BEYAZ PERDEDE ROCK & METAL FİLMLERİ:
* Bölüm 1 Nasıl futbol sadece futbol değilse, rock da sadece rock, heavy metal de sadece heavy metal değildir! Birer müzik türünün ismi olmalarının dışında hayatın her alanına etkide bulunan birer kültürdür rock ve metal. Sanata da yansır etkisi, çizgi romanlara, korku edebiyatına ve tabii ki dünyanın yedinci harikası sinemaya da... Gelin şimdi rock ve heavy metal'in beyazperdedeki izdüşümlerini bir irdeleyelim...
Bütün dosyalar
ANASAYFA | İŞ FIRSATLARI | BİZE ULAŞIN | KÜNYE | ABONELİK
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.